YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/18480
KARAR NO : 2013/1925
KARAR TARİHİ : 04.02.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu Meslek Kuruluşlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK un 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, Yenikent Devlet Hastanesinde katılanlar … ve …’in yanlarına ayrı ayrı gelerek kendisinin astsubay olduğunu, hastanede annesinin hasta olarak yattığını, kana ihtiyacı bulunduğunu, kan almak için paraya ihtiyacı olduğunu, birkaç saat sonra babasının gelerek para getireceğini, babasının para getirmesinden sonra aldığı parayı iade edeceğini söylediği, elindeki reçeteyi katılanlara gösterdiği, bu şekilde katılanları kandırarak katılan …’den 100 TL ve katılan …’ten 50 TL aldığı, sanığın ortadan kaybolması nedeniyle katılanların şüphelenmeleri üzerine durumu polise bildirdikleri, sanığın yapılan kovalamaca sonucu aynı gün yakalandığı şeklinde gelişen eylemlerinin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsilik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, o yer Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Sanığın güvenlik kuvvetleri tarafından kovalamaca sonucu yakalandığı ve yapılan üst aramasında ele geçen 150 TL’nin nöbetçi Cumhuriyet Savcısının talimatı üzerine müştekilere iade edilmesinde, sanığın etkin pişmanlık göstermediği ve hakkında 5237 sayılı TCK’nın 168. maddesinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,
2-TCK’nın 58/6. maddesinin uygulanması sırasında infaz aşamasında tereddüt oluşturacak şekilde adli sicil kaydındaki iki ilamın hükme esas alınması,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.