Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/18485 E. 2013/1945 K. 05.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/18485
KARAR NO : 2013/1945
KARAR TARİHİ : 05.02.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’un 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın başka bir suçtan hükümlüyken cezaevinden tahliye olduğu, borçlarının bulunması nedeniyle Muğla iline gittiği, alacaklıların ailesini sıkıştırdığını düşünerek eskisi gibi dolandırıcılık yapmaya karar verdiği, katılan ve eşinin oturdukları evin önüne gelerek onlara selam verdiği, kendilerinin komşusu olduğunu, Almanya’da oturduğunu, doktor olduğunu, … isimli kişinin oğlu olduğunu, kayınvalidesinin vefat ettiğini, ölmeden önce ıskatının dağıtılmasını istediğini, elinde bulunan 2 adet yabancı paranın 8.500 TL’ye tekabül ettiğini, bu parayı hayır için kendilerine vermek istediğini, bunun karşılığında 2.000 TL paranın kendisine verilmesini, oğlunun arkadaşı olduğunu
belirttiği, sanığın katılanların evine çıktığı, salonda oturdukları, katılanın o kadar parası olmadığını söylemesi üzerine, bu sefer 500.00 TL istediği, bu parayı camiye bağışlayacağını söylediği, sanığın, katılanın oğlu …’yı arıyormuş gibi yaparak telefonu kulağına götürdüğü, katılanın da bu arada yabancı parayı alarak 500.00 TL’yi sanığa verdiği, katılanın ev telefonundan oğlunu gizlice aradığı, oğlunun, böyle bir tanıdığı olmadığını belirttikten sonra, katılanın oğlunu eve çağırdığı, bu sırada sanığın, dışarı çıkmaya çalıştığı, araçta kızı ve eşinin olduğunu, kendileriyle tanıştırmak istediğini söylediği, katılanın, oğlunun birazdan geleceğini, onu beklemesini söylemesine rağmen sanığın çıkmak istediği, katılanın bu kez parayı vermekten vazgeçtiği, sanığın önce cebinden 300 TL verdiği, eksik olduğunun söylenmesi üzerine geri kalan 200 TL’yi de verdiği, sanığın kendi rızasıyla değil, katılanın ısrarı ve katılanın oğlunun eve geleceğini düşünerek parayı iade ettiği, bu sırada katılanın oğlunun geldiği, sanığın oradan uzaklaşmaya başladığı, bir süre kaçtıktan sonra katılanın oğlu tarafından caddede yakalandığı, sanığın bu şekilde dini inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle dolandırıcılığa teşebbüs suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda;
Sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 157/1 maddesi uyarınca “suçun işleniş biçimi, kastın yoğunluğu nazara alınarak takdiren ve teşdiden” denilmek suretiyle anılan maddenin kanundaki yaptırımının asgari hadden uzaklaşılarak tayin olunması gerektiği kabul edildiği ve hapis cezası alt hadden uzaklaşılarak verildiği halde adli para cezasının asgari hadden tayin edilmesi aleyhe temyiz istemi bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır ve bu nedenle bozma isteyen tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiiniin sair temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 05/02/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.