YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/18488
KARAR NO : 2013/1954
KARAR TARİHİ : 05.02.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu Kurumunun Aracı Kılınması Suretiyle Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat, Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Gerekçeli karar başlığında, suç tarihi olarak haksız menfaatin en son temin edildiği 18/10/2005 tarihi yerine, 10/10/2005 tarihi yazılmış ise de, bu yanlışlığın mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılanın, kelepir bir ev almaya karar verdiği, bu husustaki isteğini sanık …’e ait olan … isimli işyerine ilettiği, bu sanığın işyerinde olmadığı bir sırada, burada çalışan sanık …’in yanına gelen sanık …’nın, kendisine ait bir dairenin bulunduğunu, satmak istediğini söylediği, bunun üzerine, sanık …’in, böyle bir ev arayan katılana durumu bildirdiği, katılanla sanık …’in birlikte eve bakmaya gittikleri, katılanın evi beğendiği, bu sırada kendisini ev sahibi olarak tanıtmış olan sanık …’nın orada olmadığı, birkaç gün sonra katılan ve eşinin tekrar eve bakmak istedikleri, sanık …’in, sanık …’yı arayarak evde olup olmadığını sorduğu, sanığın evde olduğunu söylemesinden sonra birlikte eve gittikleri, sanığın kapıyı açtığı, tarafların, katılan beyanına göre 40.000 TL, sanık … beyanına göre 38.000 TL olarak fiyatta anlaştıkları, bu sırada sanık …’e bir telefon geldiği, işinin çıkması nedeniyle oradan ayrılmak zorunda kaldığı, katılan ve diğer sanığa, işinizi bitirin, anlaşırsanız işyerine gelin dediği; fakat tarafların daha sonra işyerine gelmedikleri, katılan ve sanık … kendi aralarında 10/10/2005 tarihli adi bir sözleşme yaptıkları, bu sözleşmeye göre, sanığın, katılana 40.000 TL bedelle daireyi sattığı, 15.000 TL de kaparo verildiğinin yazdığı, sanığın bu parayı aldığını kabul etmediği, alınan bu paraya teminat için sanığın borçlu, katılanın alacaklı olduğu ve fakat vade ve düzenleme tarihi bulunmayan 15.000 TL bedelli bir senet düzenlenip katılana verildiği, sanığın parayı aldıktan sonra İzmir’e gittiği, çocuğunun hasta olduğunu söyleyerek katılandan biraz daha para istediği, katılanın banka aracılığıyla sanığa 11/10/2005 tarihinde 3.000 TL, 12/10/2005 tarihinde 2.000 TL para gönderdiği, dekontların dosya içerisinde olduğu, sanığın yeğeni …’ı gönderdiğini söyleyerek 2.000 TL daha para istemesinden sonra katılanın bu kişiyle buluşarak, istenen parayı verdiği, paranın verildiğine dair … olarak kendini tanıtan kişiden imzalı adi bir yazı aldığı, böylece katılanın sanığa peyder pey toplam 22.000 TL para gönderdiği, bir daha da sanığa ulaşılamadığı, katılan, tapu müdürlüğüne gittiğinde elindeki tapu senedinin sahte olduğunu öğrendiği, böylece, sanık …’nın tapu müdürlüğünün maddi varlığı olan sahte tapu senedini kullanarak kamu kurumunun araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, diğer sanıkların da sanık …’ya yardım ederek bu suça iştirak ettiklerinin iddia edildiği olayda,
1-Katılan vekilinin, sanıklar … ve … haklarında verilen beraat kararlarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanıkların suça iştirak ettiklerine dair katılanın iddiası dışında mahkumiyetlerine yeter her türlü kuşkudan uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmaması karşısında, mahkemenin bu gerekçeyle verdiği beraat kararında bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2-Katılan vekilinin ve sanık … müdafiinin, sanık … hakkında verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanık ve müdafiinin bulunduğu oturumda, Cumhuriyet savcısının, TCK’nın 158/1,f maddesi gereğince sanığın cezalandırılmasına dair verdiği mütalaya karşı, sanık ve müdafiinin savunma yapmış olması karşısında, sanık hakkında TCK’nın 158/1-d maddesinden dava açılmasına rağmen, aynı yasanın 158/1,f maddesinden ek savunma hakkı verilmeden cezalandırılması hususu, sonuca etkili bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
a- Dosyada fotokopisi bulunan … Ada 21 pafta 8 parsel sayılı taşınmazın, öncelikle kim adına kayıtlı olduğu, gerçek malikinin kimlik bilgilerinin ne olduğunun araştırılması, ilgili tapu senedinin gerçeğinin tapu müdürlüğünden sorulup getirtilmesi, söz konusu evin, gerçek sahibinin tanık sıfatıyla ifadesinin alınarak, evin sanıkla ilgisi bulunup bulunmadığı, bu evde sanığın oturup oturmadığı, oturmuşsa hangi sıfatla oturduğunun sorulması, evin bulunduğu yerde araştırma yaptırılarak, evin kimin kullanımında olduğu, sanığın evle ilgisi bulunup bulunmadığının sorulması, ilgili kişilerin tanık sıfatıyla dinlenmesi, sanık tarafından evi aldığı belirtilen … isimli kişinin kim olduğunun araştırılması, sanıkla bu kişi arasında gerçekte bir taşınmaz alım satımı olup olmadığının tespit edilmesi, katılanın paranın bir kısmını verdiği belirtilen …’ın araştırılması, tanık sıfatıyla beyanlarının alınması, sanığın elinde sadece fotokopi tapu kaydı olduğu dikkate alınarak ve sanığın daireyi satın aldığını belirtmesi nedeniyle tapu kaydının aslının kendisinde olup olmadığının sorulması, sanık, kendisine sahte tapu kaydı verilmesi nedeniyle Aydın ili Nazilli ilçesinde … hakkında şikayetçi olduğunu belirtmekle ilgili soruşturma ve kovuşturma dosyasının getirtilmesi, incelenerek onaylı bir suretinin dosya içine konulması, bu dava ile irtibatının araştırılması, herhangi bir soruşturma bulunmuyor ise sanığın ifadesinde adı geçen bu kişinin araştırılarak olayla bağlantısı bulunup bulunmadığının tespit edilmesi, tanık sıfatıyla beyanına başvurulması, taraflar arasında 10/10/2005 tarihli sözleşme yapıldığı ve 15.000 TL kaporanın sanığa verildiği dikkate alınarak bu belge ile paranın ödendiğine dair diğer belgelerin ve tapu kaydının aslının temin edilerek üzerinde kriminal inceleme yaptırılması, burada yer alan imzaların sanığa ve ilgili diğer kişilere ait olup olmadığının araştırılmasından sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
b-Kabule göre de; dolandırıcılık suçunda unsur olan hilenin kullanılmasından sonra, paranın banka aracılığı ile sanığa gönderilmesi eyleminde, hilenin gerçekleşmesinde ödeme aracı durumunda bulunan bankanın rolünün bulunmadığı dikkate alınarak, 5237 sayılı TCK’nın 158/1-f maddesi kapsamında bankanın araç olarak kullanılması suçunun oluşmayacağı gözetilmeden sanık hakkında, aynı yasanın 158/1-f son maddesi uygulanarak fazla ceza tayini,
c-Dosya içerisindeki adli sicil kaydına göre tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’ nın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin ve sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 05/02/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.