Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/18490 E. 2013/1943 K. 05.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/18490
KARAR NO : 2013/1943
KARAR TARİHİ : 05.02.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, hemşehrisi olan mağdurun yanına gelerek, Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi’nde yapılacak boya ve badana işi için Müdür Yardımcısı …’in kendisini gönderdiğini, 3.000 TL para lazım olduğunu belirterek mağdurdan bu parayı aldığı, … tarafından bu iddiaların duyulmasından sonra mağduru aradığı ve sanığa böyle bir yetki vermediğini, sanığın kandırma amaçlı olarak adını kullandığını belirterek uyarıda bulunduğu, mağdurun olay nedeniyle şikayetçi olmadığı olayda, sanığın hileli hareketlerle haksız menfaat temin etmiş olması karşısında suçun işlendiği gerekçesiyle verilen mahkumiyet kararında bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; Ancak,
1-Sanık ve mağdur beyanları ile 16/08/2007 tarihli kolluk tutanağına göre suçun tamamlanmasından sonra, alınan 3.000 TL paranın, 2.000 TL’sinin ödendiğinin belirtilmiş olması karşısında, mağdura, 5237 sayılı TCK’nın 168/4.maddesi kapsamında kısmi ödemeye rızası olup olmadığının sorulup, kısmi ödemenin sanığın pişmanlığından kaynaklanıp kaynaklanmadığının da belirlenmesinden sonra sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 168/2. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-Sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 157/1, 62 maddeleri gereğince hapis cezasının yanısıra sonuç olarak 4 gün adli para cezası belirlendikten sonra 5237 sayılı TCK’nın 52/2 maddesine göre ekonomik ve şahsi durumuna göre, belirlenecek miktar üzerinden adli para cezasına çevrilmesi gerektiği gözetilmeden, 4 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına denilmesiyle yetinilerek hükmün eksik bırakılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 05/02/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.