Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/18514 E. 2013/2159 K. 06.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/18514
KARAR NO : 2013/2159
KARAR TARİHİ : 06.02.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanıkların suç tarihinden önce Malatya İlinden Kahramanmaraş İline gelerek Azerbaycan Bulvarı üzerinde tezgah açıp saat satmaya başladıkları,suç tarihinde mağdur …’un merak ederek saat satılan bu tezgaha yaklaştığı bu sırada tezgah başında bulunan sanık …’in Azerbeycan uyrukluymuş gibi hareket ederek Türkçe’yi yeterince konuşmadığı izlenimini verdiği diğer sanıklarında müşteri gibi davranarak, saatlerin fiyatını sordukları ve mağdura saatlerin değerli ve paha biçilmez olduğunu alınması gerektiğini söyledikleri, Azeri gibi rol yapan sanık …’ten değerli olan bu saatleri ucuz fiyata alabileceklerini ifade edip birlikte saat almaya ikna etmeye çalıştıkları, mağdurun saat almaya niyetli olduğunu anlayınca sanık …’in yanında para olup olmadığını sorduğu, cep telefonunu çıkaran mağdura saat alması yönünde telkinde bulunduktan sonra telefonu alıp sanık …’in çantasına bu telefonu attığı ve mağdurdan 120,00 TL para aldığı ve üç adet saat verdiği sonrasında mağdurun şüphelenerek telefonunu ve parasını geri istemesi üzerine sanıkların olay yerinden uzaklaşmaya çalıştıkları sırada yakalandıkları, şeklinde gerçekleşen eylemlerinin dolandırıcılığa teşebbüs suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
A-Sanıklar …, … ve … hakkında kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde;
Sanıkların daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum oldukları anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’nun 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanıklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir,ancak;
5237 sayılı Yasa’nın 53.maddesi 1.fıkrasının a.b.d.e bendinde yer alan hakları kullanmaktan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, aynı fıkranın (c) bendinde yer alan hak yoksunluğunun koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkralarından ayrı ayrı, 5237 sayılı yasanın 53.maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümlerin tamamen çıkartılıp yerine “sanığın 5237 sayılı Yasanın 53.maddesinin 1/a, b, d, e bendindeki haklardan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, 53/1-c bendindeki kendi alt soyu üzerindeki velayet hakkından, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunma haklarından koşullu salıverme tarihine kadar yoksun bırakılmasına” cümlesinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
B-Sanık … hakkında kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
a-Hükümden sonra 08.02.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.un 231. maddesi uyarınca; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
b-5237 sayılı Yasa’nın 53.maddesi 1.fıkrasının a.b.d.e bendinde yer alan hakları kullanmaktan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, aynı fıkranın (c) bendinde yer alan hak yoksunluğunun koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 06.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.