YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/18617
KARAR NO : 2013/2562
KARAR TARİHİ : 12.02.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Zararına Dolandırıcılık, Suç Uydurma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanık hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; kendisini bilgisayar uzmanı ve pkk örgüt üyesi olarak tanıtan sanığın, bir şekilde Elazığ Alay Komutanlığındaki yetkililerle temasa geçerek Girne Amerikan Üniversitesinde sol gruplarla ilişkisinden dolayı atıldığını, 1,5 yıldır örgütle ilişkişi olduğunu, kendisine patlayıcı eğitimi verildiğini,uzaktan kumandalı bomba düzeneği hazırladığını ancak pişman olduğunu söyleyerek, terör örgütüne yönelik yapılacak çalışmalarda bilişim sistemi yoluyla yardımcı olacağını, Mardin, …, Diyarbakır kırsalında bulunan terör örgütüne ait sığınaklardaki patlayıcı maddelerin arasına uzaktan notebook ile patlatma düzeneği kurduğunu, kendisine gerekli sistemi kurmak için malzeme alınırsa Elazığ’dan aynı anda terör örgütünün sığınaklarda bulunan bombalarını patlatabileceğini vaat ettiği, bunun üzerine sanığa söz konusu sistemi kurması için posta yoluyla 15.000 TL havale edildiği, ancak sanığın söylediği ve vaat ettiği hususların hayal mahsulü olduğu, bu yönde bir bilgi birikimi olmayıp gerekli donanıma da sahip olmadığı anlaşılmakla, dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
5237 Sayılı TCK. nun 158. maddesinin 1. fıkrasının (e), (f) ve (j) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde eğer suçtan elde edilen haksız menfaat miktarı belli ise; o takdirde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52. maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezası belirlenecektir.
Bu açıklama kapsamında sonuç adli para cezasının gün karşılığı belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde doğrudan haksız elde olunan menfaatin iki katı esas alınmak suretiyle karar verilmesi sonuca etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Sanık hakkında suç uydurma suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu Başkanlığına sunduğu 24.07.2006 tarihli dilekçede, Elazığ Alay Komutanlığında görevli binbaşı …’nin kendisinden yasa dışı ve suç teşkil eden istekleri olduğu şeklinde isnatta bulunan sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 267. maddesinde düzenlenen iftira suçunu oluşturduğu ve kovuşturma başlamadan önce Askeri Savcılıkta verdiği 17.04.2007 tarihli ifadesiyle gerçek açığa çıkmadan etkin pişmanlıkta bulunarak iftirasından döndüğü anlaşılmakla TCK’nın 267/1 ve 269/2. maddeleri uyarınca mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, suç vasfında hataya düşülerek yazılı şekilde suç uydurma suçundan hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA, 12.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.