Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/18651 E. 2013/2436 K. 11.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/18651
KARAR NO : 2013/2436
KARAR TARİHİ : 11.02.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’nın 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanık …’nun, 11.10.2005 tarihinde … plakalı aracı çalınan mağdurun yanına giderek para karşılığında aracını bulacağını söyleyerek mağdurdan 1500 TL almasına rağmen, aracı arayıp bulmadığı gibi parasını da iade etmediği anlaşıldığından, eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Hapis cezasının alt sınırdan tayin edilmesine rağmen, adli para cezasının belirlenmesi sırasında, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeye dayanarak tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle sanığa fazla ceza tayini,
2- TCK’nin 58.maddesi uyarınca; önceden işlenen suçtan dolayı verilen hükmün kesinleşmesinden sonra yeni bir suçun işlenmesi halinde, sanık hakkında tekerrür hükümleri uygulanacaktır. Tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için önceki hükmün kesinleşmesi ve ikinci suçun kesinleşmeden sonra işlenmesi yeterli olup, cezanın infaz edilmiş olmasına gerek bulunmamaktadır. Ancak beş yıldan fazla süreyle hapis cezasına mahkumiyet halinde cezanın infaz edildiği tarihten itibaren beş yıl, beş yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasına mahkumiyet halinde ise, cezanın infaz tarihinden itibaren üç yıl geçmekle tekerrür hükümleri uygulanmayacaktır. Bu açıklamalar çerçevesinde dosyanın incelenmesinde, tekerrüre esas alınan Kartal 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 25.11.1997 tarih ve 97/139-352 E-K sayılı ilamının 18.06.2000 tarihinde kesinleştiği, 18.03.2002 günü ise infaz edildiği, sanığın yargılamasının yapıldığı ikinci suçun tarihinin ise 21.10.2005 olduğu dikkate alındığında ilk suçun infazının üzerinden 3 yıldan fazla süre geçmesi nedeniyle tekerrür hükümlerinin uygulama imkanının bulunmadığının gözetilmemesi, kabule göre de; hükümlülük kararında mükerrir olan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58/6-7. maddeleri gereğince mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesiyle yetinilmesi gerekirken, yargılamayı yapan mahkemece infaz aşamasında belirlenecek bir konuda infazı kısıtlayacak şekilde denetim süresi belirlemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8.maddesine istinaden uygulanması gereken CMUK’un 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, bu aykırılıkların yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hükümde yer alan adli para cezalarına ilişkin bölümlerinin çıkarılarak yerine, sanığın 5237 sayılı TCK’nın 157/1 maddesi gereğince 5 gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı kanunun 52.maddesi gereğince verilen 5 gün adli para cezasının günlüğü 20,00 TL ‘den çevrilmek üzere sonuç olarak 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına”, yazılmak ve tekerrüre ilişkin kısımların çıkartılması suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 11.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.