Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/18695 E. 2013/2450 K. 12.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/18695
KARAR NO : 2013/2450
KARAR TARİHİ : 12.02.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’un 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, … Holding’in rezidans dairelerinden birinde kaldığı, tanık …’in de bu işyerinde resepsiyon görevlisi olarak çalıştığı, sanığın zaman içinde tanıkla yakınlaşmaya başladığı, kendisinin çok zengin biri olduğunu, işyerlerinin ve mülkiyetlerinin bulunduğunu, tanışmadan yirmi gün sonra ise babasının öldüğünü belirttiği, tanığın, babasının cenazesine gelmek istediğini söylese de sanığın bunu kabul etmediği, olayın inandırıcı olması için ağladığı, daha sonra, babasından kalan birçok dairelerinin bulunduğunu, bunların mülkiyetlerini üzerine geçireceğini, kız kardeşinin biraz sorun yarattığını, bankadaki paranın üstüne tedbir konulduğunu, 30.000- 35.000 TL tadar paraya ihtiyacı olduğunu söylediği, tanığın durumu annesi katılan …’ye anlattığı, ilk başta …’nin bunu kabul etmediği, sanığın bu kez telefonla görüştüğü ve kibar bir şekilde konuşarak katılanı ikna ettiği, tanığın talebi üzerine altında borçlu olarak sanığın göründüğü, 30/01/2007 düzenleme tarihli bono düzenlendiği, bonoda, alacaklı adı ve vade tarihi kısımlarının boş olduğu, sanığın kalan parayı tamamlayamadığını söylemesi üzerine bu kez tanığın teyzesi olan diğer katılandan para istediği, katılan … de, kız kardeşi …’nin daha önce borç para vermesine güvenerek sanığa 450 Euro para verdiği, işi garantiye almak amacıyla, paranın adliyedeki vezneye yatırılmasını görmek için sanıkla birlikte adliyeye gittiği, sanığın katılanı arabadan çıkartmadığı, bir süre sonra sanığın ortadan kaybolduğu, sanığın telefonlara cevap vermediği, tanık ve katılanları sürekli oyaladığı, alınan ilk ifadesinde suçlamaları kabul ettiği, kullandığı telefonların başkaları adına kayıtlı olduğu, sanığın babasının ölmesi olayının doğru olmadığı, böylece sanığın iki ayrı katılana karşı hileli hareketler yaparak dolandırıcılık suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 12/02/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.