YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/18699
KARAR NO : 2013/2458
KARAR TARİHİ : 12.02.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’un 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın kendisini Ereğli Lisesi’nde Rehberlik öğretmeni olarak tanıtarak oto galeri işiyle uğraşan müştekinin işyerine geldiği, … plaka sayılı araç için pazarlık yaptığı, evli olmadığı halde evli olduğunu söylediği ve eşinin hamile olduğunu, araca çok ihtiyacı olduğunu belirttiği, telefonda sürekli eşiyle konuşuyormuş gibi yaptığı, hatta müştekiyi telefonda eşi diye tanıttığı biriyle görüştürdüğü, tarafların 6.250 TL bedel üzerinde anlaştıkları, sanığın, kayınbabasının emekli olduğunu, kendisine banka havalesi yapacağını, bunun için arabayla bankaya giderek parayı çekip çekemeyeceğini sorduğu ve parayı getirene kadar da senet yapalım dediği, 08/02/2007 tarihli, borçlusunun sanık, alacaklısının müşteki olduğu senet yapıp altını imzaladığı, altındaki adresi de okul adresi olarak gösterdiği, müştekinin, sanığın yanında çalışan … isimli kişi ile birlikte bankaya gittiği, sanığın bankadan sıra numarası aldıktan sonra üst kata çıktığı, tanık …’in alt katta beklediği, tanığın, uzunca bir süre beklemesine rağmen sanığın aşağı inmediği, dışardaki arabaya baktığında, arabanın yerinde olmadığını gördüğü, sanığın bu şekilde müşteki ve tanıtığı atlatıp arabayı kaçırarak başkasına teslim ettiği, böylece sanığın, hileli hareketler yaparak dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Sanığın 14/12/2007 tarihinde talimatla ifadesinin alındığı, bu ifadede, duruşmadan vareste tutulmak istediğini belirttiği, mahkeme tarafından 26/12/2007 tarihli celse sonunda alınan karar gereği, duruşmanın 23/01/2008 tarihine ertelendiği, bu arada sanık adına yazılan talimat cevabının geldiği ve çağrılan tanığın da salonda hazır edilmiş olması nedeniyle re’sen celse açılıp tanığın dinlenerek kararın açıklandığı dikkate alınarak, sanığın savunmasının zaten daha önce alınmış olması, yeniden savunma vermek istediği şeklinde bir talebinin bulunmaması, savunma hakkını kısıtlar mahiyette bir işlem yapılmamış olması ve yeniden savunma alınmasının sonuca etkisinin bulunmaması karşısında bu gerekçeyle bozma isteyen tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; Ancak,
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini ve 5237 sayılı TCK’nın 55.maddesi gereğince kazanç müsaderesinin, ancak suçun işlenmesi ile elde edilen veya suçun konusunu oluşturan ya da suçun işlenmesi için sağlanan maddi menfaatler ile bunların değerlendirilmesi veya dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan ekonomik kazançların suçun mağduruna iade edilememesi halinde mümkün olduğu, somut olayda TCK’nın 55.maddesinin yasal koşullarının oluşmadığı gözetilmeden yazılı şekilde kazanç müsaderesine hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı yasanın 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’un 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hükümde yer alan “5237 sayılı TCK’nın 157/1,52/2 maddeleri gereğince sonuç olarak verilen 50 gün adli para cezası karşılığı aynı yasanın 52.maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL’den olmak üzere 1.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ifadelerinin yerine” sanığın, 5237 sayılı TCK’nın 157/1.maddesi gereğince 5 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı yasanın 52/2 maddeleri gereğince verilen 5 gün adli para cezası karşılığı günlüğü 20.00 TL’den olmak üzere sonuç olarak 100.00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, yazılmak ve hükümde yer alan “TCK’nın 55.maddesi gereğince 6.250.00 TL paranın sanıktan alınarak müsaderesine” ifadesinin hüküm fıkrasından çıkartılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 12/02/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.