Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/18855 E. 2013/3196 K. 21.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/18855
KARAR NO : 2013/3196
KARAR TARİHİ : 21.02.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, katılanın 25.10.2005 tarihinde kaybolan oğlunun üzerindeki giysiler, güneşe gözünü kırparak bakması gibi bilgileri vererek onu bulabileceğini söyleyip 140 lirasını almak suretiyle haksız yarar sağlamaktan ibaret eyleminin “nitelikli dolandırıcılık” suçunu oluşturduğunu takdir eden mahkemenin kabul ve uygulamasında aşağıda belirtilen hususlar dışında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Hapis cezası alt sınırdan takdir ve tayin olunduğu halde aynı gerekçe ile adli para cezasına esas alınan tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılarak belirlenmesi suretiyle çelişkiye neden olunması,
2-Sanığın, 17.1.2000 tarihinde işlemiş olduğu suçtan dolayı Niğde 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 40/703 E.K. sayılı dosyasında 11.12.2001 tarihinde verilen kararla 765 sayılı TCK.nun 503/1, 522/1, 523/1. ve 647 sayılı Yasanın 4. maddesi uyarınca 121.680.000 lira ağır para cezasıyla cezalandırıldığı, 13.9.2002 tarihinde kesinleşen cezanın 26.3.2003 tarihinde infaz edilmiş olduğu; cezanın infazından sonraki 3 yıl içinde yeni suçu işlediği 8.1.2007 tarihli sabıka kaydından anlaşılmakla; 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendi gereğince aynı maddenin 6 ve 7. maddelerinin uygulanması gerekirken farklı gerekçeyle yazılı şekilde hüküm tesisi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin ve C. Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasının 1. paragrafında yer alan “30”; 3. paragrafında yazılan “25” ve “500” rakamlarının ve 8. paragrafının çıkartılarak yerlerine sırasıyla “5”; “4” ve “80” rakamları yazılmak ve “sanık hakkında, TCK’nun 58/6, 7. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezasının infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” paragrafı yazılmak suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 21.2.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.