YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/18897
KARAR NO : 2013/7103
KARAR TARİHİ : 17.04.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
…
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilelinin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Dolandırıcılık suçunun dini inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle işlenmesi, bu suçun temel şekline göre daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektiren bir durum olarak TCK.nun 158/1-a maddesinde düzenlenmiştir. Madde gerekçesine göre, burada dikkat edilmesi gereken husus, dinin bir aldatma aracı olarak kullanılmasıdır.
Din, bir topluluğun sahip olduğu kutsal kitap, peygamber ve Allah kavramını da genellikle içinde bulunduran inanç sistemi ve bu sisteme bağlı olarak yerine getirmeye çalıştığı ahlaki kurallar bütünüdür. Dini inanç, dine inanan, belirli bir dine mensup kişinin duygularıdır. Bir insanın dini inanç ve duyguları ile, doğup büyüdüğü, terbiyesini aldığı ailesi, çevresi ve içinde bulunduğu toplum arasında çok sıkı bir ilişki bulunmaktadır.
Bu nitelikli unsurun gerçekleşebilmesi ve suçun oluşabilmesi için, dini kurallara bağlı olanların, önem verdiği değerler, dini inanç ve duygular aldatma aracı olarak kötüye kullanılmalı, bu suretle gerçekleştirilen hile ile haksız bir yarar da sağlanmış olmalıdır.
Karı koca olan müştekilerin birlikte Pazarda dolaştıkları sırada, sanık …’un yaklaşıp, “nasılsın amca” diyerek müşteki
…’ün elin öptüğü, müştekinin kendisini tanıyamadığını beyan etmesi üzerine, oğlunun arkadaşı olduğunu söylediği, yakında bir Almancı hayırseverin fakirlere yardım ettiğini, fakir tanıdıkları olup olmadığını sorduğu, müştekilerin de fakir tanıdıkları olduğunu beyan etmeleri üzerine sanığın müştekileri bir evin önüne götürdüğü, burada sanık …’un, cebinden 1.000,00 YTL para çıkartıp saydığı, daha sonra önce müşteki … ‘e, daha sonra da … ‘den alıp, … ‘ye verdiği, ihtiyaç sahiplerine vermesini söylediği, daha sonra da parayı alıp, içerde … okunduğunu, hocaya okutup geleceğini söylediği, parayı alıp, apartmana girdiği bir süre sonra geri gelip “amca hoca paranın karşılığını istiyor onu da okutursak bereketli olur” diyerek üzerinden 150,00 YTL para çıkartıp verdiği, sanık …’nin 150,00 YTL’yi alıp, müşteki … ‘den komşularından altın bulup gelmesini söylediği, müşteki Kadir ile sanıklar beklerken müşteki … komşularından altın bulup geldiği, altınları sanıkların alıp, müşteki Kadir’i fakirlere yardım dağıtmada kullanılmak üzere poşet alması için pazara gönderdiği, eşi de beklerken sanıkların 150,00 YTL ve altınları alıp kayboldukları, müştekilerin etraftan sorduğunda apartmanda … ve yardım dağıtan kimsenin olmadığını, böylece müştekilerin dolandırıldığının iddia edildiği somut olayda eylemin suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158/1-a maddesinde öngörülen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdirinin üst derecele Ağır Ceza Mahkemesi’ne ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi yerine, yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, kazanılmış hakkın gözetilmesine 17.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.