YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/18957
KARAR NO : 2013/2894
KARAR TARİHİ : 18.02.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Güveni Kötüye Kullanma, Özel Belgede Sahtecilik, Özel Belgeyi Yok Etmek
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Somut olayda; sanığın, hem eren otomotiv aş. adlı işyerinin hem de bu işyerinde bulunan eren sigorta limited şirketinin muhasebe işlemlerini yürüttüğü, otomobil müşterilerine sattığı sigorta poliçelerine ilişkin tahsilatın sanığa teslim edildiği, tüm işlemlerin sanık tarıfından yürütüldüğü daha sonra işe gelmemesinden şüphelenilerek yapılan araştırmada sanığın tahsil ettiği eren sigorta limited şirketine ait paraları uhdesine geçirdiği, şeklindeki eyleminin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafii, katılan vekili ve o yer Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazının reddine, ancak;
1-Sanığın eylemini gizlemek maksadıyla gerçeği yansıtmayan sahte tediye makbuzları düzenlediğinin bilirkişi raporlarıyla subut bulması, kararın gerekçe kısmında bu hususun kabulü karşısında sanığın özel belgede sahtecilik suçundan mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,
2-Sanığın, üzerine atılı eylemleri aynı suç işleme kararıyla katılana yönelik olarak değişik zaman dilimlerinde birden fazla işlemesi karşısında 5237 sayılı TCK’nın 43/1.maddesi gereğince zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
3-Hüküm kısmında “sanığın ayrıca özel evrakta sahtekarlıktan” denilmesi karşısında çelişkili şekilde 5237 sayılı TCK’nın 208/1.maddesi gereğince uygulama yapılması,
4-Kararda iddia ve savunmaya yer verilmeyerek CMK.nun 230/1-a maddesine aykırı davranılması,
5-Hapis cezasının alt sınırdan tayin edilmesine rağmen, adli para cezasının belirlenmesi sırasında, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeye dayanarak tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle sanığa fazla ceza tayini,
6- Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 08.02.2008 gün ve 26781 sayılı 5728 sayılı Yasanın 562.maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nun 231.maddesi gereğince, “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” karar verilip verilmeyeceğinin değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
7-Sanığa kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı verilen hapis cezasının kanuni sonucu olarak 5237 Sayılı Yasanın 53.maddesi 1. fıkrasının c bendinde yer alan hak yoksunluğunun koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafii, katılan vekili ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.