YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/19009
KARAR NO : 2012/44406
KARAR TARİHİ : 28.11.2012
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat, Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
A-Sanıklar … ve … hakkında verilen beraat hükümlerinin katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan incelemede;
2004 yılı olan suç tarihinden temyiz inceleme gününe kadar 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 104/2.maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık dava zamanaşımının dolduğu anlaşıldığından; 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA; ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı kanunun 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 5271 sayılı CMK’nın 223/8.maddesi gereğince sanıklar hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
B-Sanık … hakkında verilen mahkumiyet hükmünün sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan incelemede;
Katılan kurumun, Özel … polikliniği tarafından fatura edilen tahlil tutarı olarak en son 24.10.2005 tarihinde ödeme yaptığının anlaşılması karşısında, sanık … için suç tarihinin, haksız menfaatin elde edildiği en son tarih olan 24.10.2005 olduğu belirlenerek yapılan incelemede,
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın katılan kurum ile sözleşmeli olarak Adana’da faaliyet gösteren özel … Polikliniğinin hissedarı ve mesul müdürü olduğu, ayakta teşhis ve tedavi yapılan özel sağlık kuruluşları hakkındaki yönetmeliğin 30 ve 31.maddelerine aykırı olarak, Sağlık Bakanlığınca verilmiş laboratuar ve radyoloji ruhsatı, TAEK güvenilirlik lisans belgesi, 3 aylık radyoloji kursu görüldüğüne dair sertifikası ve röntgen cihazı bulunmadığı halde poliklinik bünyesinde 4260 adet laboratuar (ALT, AST, bun, bilurubin, kreatinin) tahlili ile 5 adet röntgen (akciğer, direkt karın, direkt eksremite grafileri) tetkikini yaparak kuruma fatura ettiği, bu faturalar karşılığının 7.252,39 TL olduğu halde 6.589,26 TL’lik kısmın tahsil edildiği iddiası üzerine yapılan yargılama sonucunda, adı geçen yönetmelikte 11.03.2009 tarihli ve 27160 sayılı resmi gazetede yayımlanan değişiklik ile söz konusu laboratuar ve radyoloji tetkiklerinin ruhsat alınmaksızın yapılabileceği hükmü getirilmesi karşısında sanığın eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturmayacağı, denetim esnasında tespit edilen uygunsuzlukların yönetmeliğe göre idari yaptırımı gerektireceği anlaşıldığından unsurları oluşmayan suçtan sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyetine hükmedilmesi,
Kabule göre de;
Hükümden sonra 08.02.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562.maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231.maddesi uyarınca; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.11.2012 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.