YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/19262
KARAR NO : 2013/4055
KARAR TARİHİ : 06.03.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, Tehdit
HÜKÜM : Mahkumiyet, Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Tehdit, bir kimsenin başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına,vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin, onun iç huzurunu bozmaya, onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi, verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın parkta karşılaştığı katılana kendisini istihbarat tim komutanı olarak tanıtıp samimiyet kurduktan sonra, oğlunun üniversiteye hazırlandığını öğrenmesi üzerine, katılana oğlunun sınava girmesine gerek olmadığını, yurt dışında bedelsiz okutma imkanlarının olduğunu söyleyip birkaç gün sonra katılanla buluştuğunda bu konu için Ankara’ya gidip döndüğünü ancak oğlunun okulda bir kavgada silah çektiğini, bu sabıkayı sildirmek için Ankara’da bir savcıya 1600 TL verdiğini, ayrıca silahın yerine başka bir silah koymak için 1000 TL ve masraflar için 2000 TL ihtiyaç olduğunu söyleyip kandırarak katılandan toplam 4600 TL ve 8 adet bilezik aldığı, katılanın değişmeyen beyanları, tanık anlatımları, ses kayıtları içeriği ve “Mustafa amca” olarak belirtilen sesin sanığa ait olduğunun kuvvetle muhtemel olduğuna ilişkin bilirkişi raporundan anlaşıldığından sanığın yüklenen dolandırıcılık suçunu gerçekleştirdiği, tehdit suçunu işlediğinin sabit olmadığı yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; o yer Cumhuriyet Savcısı, katılan ve sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 06.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.