YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/19268
KARAR NO : 2013/3807
KARAR TARİHİ : 04.03.2013
MAHKEMESİ :Ağır ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Kocaeli Adliyesi’nde zabıt katibi olarak görev yapan sanık … …’ın, müşteki … aracılığı ile tanıştığı katılan …’a Kocaeli İcra Dairesi’nde ucuz fiyata evler satıldığını, bunların alınması halinde yüksek kar elde edilebileceğini söylerek, katılanı inandırmak amacıyla fotokopi resmi belgeler düzenlediği, katılanın da bunun üzerine muhtelif tarihlerde adı geçen sanığın hesabına havaleler yaptığı, aradan geçen zamana rağmen bir ilerleme olmaması üzerine katılanın durumu sorduğunda, diğer sanık …’nin olaya dahil olup, kendisini müfettiş olarak tanıttığı ve dosyada bir takım pürüzler çıktığını, kendisinin halledeceğini söyleyerek katılanı oyaladıkları, daha sonra katılanın sanıklardan şikayetçi olmasından sonra paranın iade edildiği,
Sanık … …’ın bu kez akrabası olan müşteki … ile irtibata geçerek, Kocaeli İcra Dairesi’nden 9 adet dairenin 233.000 TL ye satıldığını, ilgili hakimi tanıdığını, yine Kocaeli Adliyesi’nde görev yapan …isimli Cumuhuriyet Savcısı ile de benzer çok iş yaptıklarını, herşeyin yasal olduğunu
söyleyerek, para bulması halinde daireleri alabileceklerini belirttiği, müştekinin bu durumu katılanlar …, …, … ve müşteki kardeşi …’a anlatması üzerine, adı geçen katılan ve müştekilerin bu konuyu sanık … ilegörüşmek istemeleri üzerine, sanıkların birlikte müşteki …’ın iş yerine geldikleri, sanık …’ın bu kez müşteki ve katılanlara hakim olarak tanıtıldığı, her iki sanığın olayın tamamen yasal ve makbuz karşılığında olduğunu, ortada bir risk varsa bunun Hakim … olarak tanıtılan …’de olduğunu söylemeleri üzerine, katılanların para temin etmek için arayışlara başladıkları ilk etapta toplana 25.000 TL nin katılan … tarafından sanık …’e verildiği, daha sonra katılan …’ın dükkanını teminat gösterip iki adet de çek vermek suretiyle temin ettiği paranın, katılan … tarafından sanık …’e verildiği, katılanların makbuz istemesi üzerine sanık …’in para İcra Dairesi’ne yatırılmış gibi fotokopi bir belge verdiği, makbuzun niteliği ve olayın bir türlü sonuçlanmaması üzerine, müşteki ve katılanların dolandırıldıklarını anlayarak şikayette bulundukları ve sanıkların katılanlara karşı zincirleme şekilde dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia ve kabul olunduğu somut olayda;
5237 sayılı TCK’ nın 158.maddesinin 2.fıkrasındaki nitelikli dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için, suç failinin, ismen söylemese bile kimden söz edildiğini karşı tarafın anlayacağı şekilde makamı, rütbesi, ünvanı ve lakabını belirttiği kamu görevlilerini tanıdığını, hatırının sayıldığını, işini yaptıracağını söyleyerek mağduru kandırmasının gerekli olması,belli bir kamu görevlisi yanında hatırı sayıldığından veya kamu görevlisiyle ilişkisi olduğundan bahsetmeksizin kendisini ilgili kamu görevlisi olarak tanıtmanın atılı suçu oluşturmayacağından; sanıkların katılan …’a yönelik eylemlerinde belli bir kamu görevlisinden bahsedilmemesi, sanık …’nin bizzat kendisini müfettiş olarak tanıtması ve icra dairesindeki ihalelerde müfettişin yetkisinin bulunmaması, katılanlar …, … ve …’a yönelik eylemlerinde yine sanık … …’ın “hakimi tanıyorum” şeklindeki beyanının hangi icra hakimi olduğunun somut olarak belli olmaması Cumhuriyet Savcısı’nın icra dairesindeki ihalelerde bir yetkisinin de bulunmaması, yine sanık …’nin bizzat hakim olarak tanıtılması karşısında; sanıkların eylemlerinin 5237 Sayılı TCK.nın 157. maddesinde yer alan basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, aynı kanunun 158/2 maddesi gereğince hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.