YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/19399
KARAR NO : 2013/3777
KARAR TARİHİ : 28.02.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık hakkında “Dolandırıcılık” suçundan açılan kamu davası sonunda verilen mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan incelemede,
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Müteahhitlik yapan sanık …’ın Mamak ilçesi Ekin Mahallesi 37814 ada 1 parsel sayılı yerde yaptığı binanın iki oda bir salondan ibaret olduğunu beyan ederek katılan ve tanıklara bu daireyi gezdirmesi, henüz ince işçiliği bitmemiş olan dairenin o anki görüntüsüne göre iki oda bir salondan ibaret olması, katılanın, sanığın beyanına ve o anki gözlemine dayanarak adi yazılı sözleşmeyle 40.000 TL’ye bu daireyi satın alması, satış bedelinin bir kısmını sanığa ödemesi, daha sonra kat mülkiyetine geçiş aşamasında katılana verilen dairenin bir oda ve bir salondan ibaret olduğunun anlaşılması, satış sırasında gösterilen ve taahhüt edilen dairenin iki oda bir salon, tapu kayıtlarında ise bir oda bir salon olması ve bir odanın kapısına duvar örülerek suça konu dairenin dışına çıkarılması şeklinde gerçekleşen olayda,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanığın eyleminin TCK’nun 157/1 maddesine uyan dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesis edilerek fazla ceza tayini;
Kabule göre de,
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, bunun gerekçelerinin gösterilmesi, dayanılan gerekçelerin de yasal olması ve dosya içeriğiyle örtüşmesi gerektiği halde mahkemece hapis cezası alt sınırdan tayin edilmesine rağmen, adli para cezasının gerekçe gösterilmeksizin alt sınırın çok üzerinde tayin edilmesi suretiyle 5237 sayılı TCK.nun 61. maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı yasanın 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, 28/12/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.