Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/19405 E. 2013/4132 K. 06.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/19405
KARAR NO : 2013/4132
KARAR TARİHİ : 06.03.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat,mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanıklar …, … ve … hakkında kurulan beraat hükümlerine yönelik yapılan temyiz incelemesinde;
1136 sayılı Kanun’un 168. ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 13.maddesinin 5.fıkrası uyarınca, beraat eden ve kendisini vekille temsil ettiren sanıklar lehine maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasına “Sanıkların kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenen 1100 TL vekalet ücretinin hazineden alınarak sanıklara verilmesi” fıkrasının eklenmesi suretiyle 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 322.maddesi uyarınca hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan temyiz incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanık …’un yanında kimliği tespit edilemeyen arkadaşı ile birlikte aracı ile seyir halinde iken ikametinden Hanak İlçe Merkezine ekmek almak amacıyla gitmek üzere karayoluna çıkan mağdurun yanına yanaştığı ve ilçeye götürmeyi teklif ettiği, mağdurun bu teklifi kabul ettiği ve araca bindiği, sanık …’un konuşma esnasında mağdurun imam olduğunu öğrendiği, sanık …’un mağdura kendisini … … olarak tanıttığı, Hanak İlçesinden dönüşte sanık … ve kimliği tespit edilemeyen erkek şahsın mağduru Çayağzı Köyünün çıkışına Atlaş Köyü istikametine götürdükleri ve sır vereceklerini söyleyerek yemin ettirdikleri, sanık …’un mağduru bir papaz tarafından gömülen defineyi bulduklarını, 3 tane tarihi eser niteliğinde heykel olduğunu, bu heykelleri bir hafta süre ile kendisine emanet edeceklerini, 1914 yılında bu heykellerin bir bu papazın torunlarına heykeller bulunduğunda güvenilir kişiler olmaları nedeniyle imamlara emanet edilmesini vasiyet ettiğini söylediği, daha sonra sanık …’un mağdura 3 adet heykel verdiği ve her iki şahsın mağdurun yanından ayrıldığı, mağdurun bu heykelleri bir taş yığınının arasına gömdüğü, sanık …’un daha sonra mağduru Kars’tan telefonla arayarak yanlarında bir papazın olduğunu söylediği ve telefona bir başka şahsı vererek bu şahsın kendisini papaz olarak mağdura tanıttığı, sonraki birkaç gün içinde sanık …’un mağduru arayarak değişik gerekçelerle para istedikleri, mağdurun parayı sanığın tarafından… ve … adına açtırılan sahte banka hesaplarına havale ettiği olayda,
Diğer temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
Mağdurun aldatılmasında bankanın vasıta olarak kullanılmadığı sadece ödeme aracı olduğu gözetilerek eylemin tüm dosya kapsamıyla basit dolandırıcılık suçunu oluşturacağı ve TCK’nın 157/1.maddesi gereğince cezalandırılması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 06/03/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.