Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/19419 E. 2013/3756 K. 28.02.2013 T.
Yayınlanma Tarihi: 05.02.2024 18:43
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/19419
KARAR NO : 2013/3756
KARAR TARİHİ : 28.02.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan incelemede,
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; İşletme Fakültesinde eğitim gören ve okulu bitirince kamu kurumlarındaki açılan sınavlara girmek için ... Dersanesi'ne devam eten mağdura bu dersanede öğretmen olması nedeni ile ders veren sanığın, mağdura “sana sınavları kazandıracağım” diyerek ondan değişik zamanlarda toplam 3.550 TL para alması şeklinde gerçekleşen olayda dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Mağdurun etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına rızası bulunup bulunmadığı sorularak, kısmi ödemenin soruşturma evresi sırasında yerine getirildiği ve mahkemenin kabulünün de TCK.nun 168/1 maddesi yönünde olduğu dikkate alındığında, indirim miktarının TCK.nun 168/2.maddesinde yazılı 1/2 oranından fazla olması gerektiğinin gözetilmeyerek yazılı şekilde TCK.nun 168/2 maddesinde belirtilen oranda indirim yapılmak suretiyle fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı kanunun 326/son sayılı maddesi uyarınca kazanılmış hakkın gözetilmesine, 28/02/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.