Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/19439 E. 2013/3744 K. 28.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/19439
KARAR NO : 2013/3744
KARAR TARİHİ : 28.02.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Dosya içerisindeki adli sicil kaydına göre tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesi hususu, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Müştekinin işyerine giderek otelini satıp satmadığını soran sanığın, müştekinin iyi müşteri bulduğu takdirde satacağını söylemesi üzerine oteli almak istediğini söyleyerek pazarlık yaptığı, müştekiden şarj cihazı istediği, şarj cihazını veren müştekiden bu kez avukatı ile görüşeceğini söyleyerek 785 TL değerindeki cep telefonunu istediği, müştekinin telefonunu vermesi üzerine içerisinde 50.000 TL bulunduğunu beyan ettiği gazeteye sarılı paketi müştekinin yanında bırakıp telefonla konuşarak dışarı çıktığı ve ortadan kaybolduğunun anlaşıldığı olayda, eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiş, sanığın baştan beri hazırlamış olduğu mizansene göre müştekiyi aldatarak cep telefonunu hile ile elde etmesi karşısında tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Hükmolunan adli para cezası tayininde 5237 sayılı TCK’nın 61/8 maddesi hükmü karşısında adli para cezası hesaplanırken bu madde hükmüne göre cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine yönelik arttırma ve indirimlerin gün üzerinden yapılması ve sonuç gün ile kişinin bir gün karşılığı ödeyebileceği miktarın çarpılması sonucu belirlenmesi gerektiği gözetilmeden uygulama yapılmak suretiyle sanığa fazla ceza tayini,
2-Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı yasanın 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’un 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hükümde yer alan ”5237 sayılı TCK’nın 157/1 maddesi uyarınca takdiren 250 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” ifadesi çıkarılıp ”sanık hakkında 5237 sayılı TCK’ nın 157/1 maddesi gereğince 5 gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı Yasanın 52/2 maddesi gereğince verilen 5 gün adli para cezası karşılığı aynı Yasanın 52. maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL den olmak üzere sonuç olarak 100.00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” ifadesi eklenmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 28.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.