YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/19574
KARAR NO : 2013/4191
KARAR TARİHİ : 07.03.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, Resmi Belgede Sahtecilik (Değişen Suç Vasfına Göre Resmi Belge Düzenlenmesinde Yalan Beyanda Bulunma)
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Hükmedilen hapis cezalarının süresi itibariyle sanıklar müdafi tarafından yapılan duruşmalı inceleme isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK.nun 318.maddesi gereğince REDDİNE,
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Bursa ili … ilçesi … … Müdürlüğünde … Mahallesi, 3424 ada 2 parselde kayıtlı taşınmazın gerçekte 1988 yılında ölmüş olan … ve … oğlu … doğumlu … adına kayıtlı olduğunu bir şekilde öğrenen ve baba adı benzer şekilde … olan aynı ad ve soyadını taşıyan sanık …’ın, söz konusu taşınmazı ölen kişinin yerine satmak düşüncesi ile arkadaşı olan diğer sanık … ile fikir ve eylem birliği içerisine girerek Bursa 16.Noterliğince düzenlenmiş 20.06.2007 tarih … yevmiye nolu sanık …’ın … … Müdürlüğünden ölene ait … kayıtlarını çıkarması için vekaletneme verdiği, sanık …’ın ise bu durumu bildiği halde aldığı vekaletnameye dayalı olarak … … Müdürlüğüne gidip kendisini …’ın vekili olarak tanıtarak tapunun kaybolduğunu zayiiden çıkartmak istediğini beyan ederek görevli memura ölen … vekiliymiş gibi ibraz ettiği vekaletnameye dayalı olarak … senedi çıkarttığı, daha sonra emlak alım satım ve aracılık işleri yapan temyiz dışı diğer sanıklar … ve … … bürosuna gittikleri, bu sanıkların belirtilen yerde arsa almak üzere girişimlerde bulunan mağdurlardan …’nu müşteri olarak sanık … ile tanıştırdıkları, yapılan sözleşmeye göre sanık …’ın kendisine ait olmayan ancak sadece ad soyad benzerliğinden istifade ile ve sahte belgelerle aldıkları … senedine dayalı diğer müştekilerin mirasçısı olduğu …’a ait arsayı toplam 1.050.000 TL’ye satış anlaşması yaptıkları, bu amaçla sanık …’ın çek ve nakit olarak 20.000 TL parayı aldığı daha sonra emlakçılık yapan temyiz dışı diğer sanıklar … ve …’nın söz konusu yere ait vergi borçlarının araştırılması amacı ile gittikleri … … Müdürlüğünde taşınmazın gerçekte ölmüş olan …’a ait olduğunu anladıkları ve durumu taraflara bu şekilde bildirildiği, olayın müştekiler tarafından emniyete bildirilmesi üzerine sanık …’ın aldığı peşinat yerine mağdur …’na araç vermek suretiyle zararını tazmin ettiğinin anlaşıldığı olayda, sanıkların eylemlerinin kamu kurumunu aracı kılmak suretiyle dolandırıcılık ve resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçlarını oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
5237 sayılı TCK.nun 158/1-d maddesi uyarınca nitelikli dolandırıcılık suçundan hüküm kurulurken hapis cezası yanında 158/1-son cümle uyarınca elde edilen menfaatin iki katından az olamayacak biçimde adli para cezasına da hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Mahkemenin “sanıkların birden fazla suç işlemiş olmaları, kastlarının yoğunluğu” gerekçe gösterilerek haklarında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar vermiş olması karşısında sanıkların uyap sistemi üzerinden temin edilen adli … kayıtları ile dosya içerisinde bulunan kayıtları arasında çelişki bulunması nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 231.maddesinin şartlarının bulunup bulunmadığı husunun çelişki giderilerek tartışılması gerektiğine yönelik tebliğname düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 07.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.