YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/19779
KARAR NO : 2013/3850
KARAR TARİHİ : 04.03.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılığa Teşebbüs
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık …’ın, bir kişiye zorla cep telefonu satmaya çalıştığını gören emniyet görevlilerinin sanığa kimlik sormak için yanına yaklaştıkları sırada kaçmaya başladığı, kovalamaca sonucu yakalanan sanığın yapılan üst aramasında bir adet içi macunla doldurulmuş … N-70 marka cep telefonunun ele geçirildiği, cep telefonunu satmaya çalıştığı kişinin olay yerinden ayrılması nedeniyle açık kimliğinin tespitinin mümkün olmadığı, benzer suçlarından sabıkasının bulunduğundan bahisle dolandırıcılığa teşebbüs suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda;
Sanığın üzerine atılı suçu kabul etmemesi ve telefon satmaya çalıştığı kişinin olay yerinden ayrılması nedeniyle kimliğinin tespitinin yapılamaması nedeniyle ifadesine başvurulamaması karşısında; sanığın, mağdurla nasıl bir diyalog kurduğu, mağduru ne şekilde yanılgıya düşürmeye çalıştığı, ne gibi bir hileli harekette bulunduğunun anlaşılamaması ve tanık polis memurlarının mağdurla sanık arasındaki konuşmalara ilişkin görgülerinin bulunmaması nedeniyle, kuşkudan sanık yararlanır ilkesi de gözetilerek sanığın beraatı yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.