YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/19868
KARAR NO : 2013/5315
KARAR TARİHİ : 21.03.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Somut olayda; mağdur tarafından tahsili için verilen 13.000 TL bedelli çek ile ilgili olarak sanık avukatın ihtiyati haciz talebi ve ardından yapacağı icra takibi için toplam 12.700 TL parayı tahsilat makbuzları ile iki seferde aldığı, bu paranın 1300 TL’sini teminat bedeli olarak, 700 TL yi icra takibi harcı ve masrafı olarak yatırdığı, 8000 TL’yi mağdura 09.03.2006 tarihinde reddiyat makbuzu ile geri verdiği, yatırdığı teminat bedelini ise dosyasından 14.03.2006 tarihinde geri aldığı, böylece sanıktan aldığı paranın 4000 TL sini uhdesinde tutmaya devam ettiği, mağdurun, sanık avukat aleyhine başlattığı icra takibi sonucunda kalan parasını 25.06.2006 tarihinde alabildiği, 2006 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre sanığın hapis hakkının üzerinde bir parayı makul süre geçtikten sonra ve icra takibi neticesinde ödediği şeklinde gerçekleşen olayda hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Hüküm fıkrasında sanık hakkında TCK’nın 168/1.maddesi gereğince 2/3 indirim yapılırken adli para cezası için belirlenen tam gün sayısının 1 gün olmasına rağmen 4 gün olarak belirlenmesi, ardından aynı yasanın 62.maddesi gereğince yapılan1/6 oranındaki indirim neticesinde sonuç ceza miktarı değişmediğinden bozma nedeni yapılmamış, sanığın … Ağır Ceza Mahkemesinde verilen ve 19.06.2001 tarihinde kesinleşen mahkumiyetinin, Ceza Genel Kurulunun 06.12.2011 gün ve 4/217-244 sayılı kararı uyarınca hükmün açıklanmasına engel olduğu kabul edilerek teblignamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 21.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.