YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/20193
KARAR NO : 2013/4767
KARAR TARİHİ : 14.03.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılığa Teşebbüs
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
… olan müştekinin … yerine gelen sanığın, kendisini ilköğretim müfettişi olarak tanıttıktan sonra okullara 1000 adet ağaç bank yapılacağını söyleyerek fiyat istediği, müşteki ile 6.300 TL hususunda anlaştıkları, sanığın müştekiye paranın %10’u olan 600 TL’nin Burhaniye Devlet Hastanesi veznesine yatırılacağı, buna karşılık kendisine çek vereceğini söylemesi üzerine birlikte Devlet Hastanesine gittikleri, ikinci kata çıkıp başhekimin odasının yanında bulunan memurların odasına girdikleri,burada sanığın müştekinin kimlik fotokopisini ve 600 TL’yi alarak müştekiye beklemesini söyleyip dışarı çıktığı, onun dışarı çıkmasından şüphelenen müştekinin arkasından baktığında sanığın dışarı çıktığını görüp kovaladığı ve emniyet müdürlüğü önünde sanığı yakalayıp kendisinden almış olduğu parayı geri aldığı, sanığın bu şekilde dolandırıcılığa teşebbüs suçunu işlediğinin iddia ve kabul olunduğu olayda, hile ile menfaatin elde edilmiş olması nedeniyle eylemin tamamlandığı ve dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden sanık hakkında dolandırıcılığa teşebbüs suçundan hüküm kurulması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle 365 gün belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı yasanın 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’un 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hükümde hapis cezası yanında verilen ”5237 sayılı TCK’nın 157/1 maddesi gereğince 365 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı yasanın 35/1 maddesi uyarınca cezasından ¼ oranında indirim yapılarak 273 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, yine aynı yasanın 52/2 maddesi gereğince verilen 273 gün adli para cezası karşılığı aynı yasanın 52. maddesi gereğince günlüğü 20 TL’den olmak üzere sonuç olarak 5.460 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” ifadelerinin yerine “5237 sayılı TCK’nın 157/1 maddesi gereğince 5 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı yasanın 35/1 maddesi uyarınca cezasından ¼ oranında indirim yapılarak 3 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına,yine aynı yasanın 52/2 maddesi gereğince verilen 3 gün adli para cezası karşılığı aynı yasanın 52. maddesi gereğince günlüğü 20 TL’den olmak üzere sonuç olarak 60 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” ifadesi yazılmak suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 14.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.