YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/20454
KARAR NO : 2013/4992
KARAR TARİHİ : 19.03.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi, tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Katılanın yetkilisi olduğu firmada çalışmakta olup firmanın bankadaki hesabından para çekme yetkisi bulunan sanığın, 17.05.2007 tarihinde firmanın bankaya yazdığı talimata binaen çektiği 16 bin TL para ile birlikte ortadan kaybolması şeklinde gelişen olayda, mahkemenin “hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma” suçunun oluştuğuna yönelik kabulünde isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1)Hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,
2)Adlî para cezası hesaplanırken, cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine yönelik artırma ve indirimlerin, gün üzerinden yapılması gerekliliğine uyulmayarak, 5237 sayılı TCK.nun 62. maddesi gereğince yapılan indirimden evvel gün karşılığı belirlenip indirim yapılarak, anılan yasanın 61/8. maddesine muhalefet edilmesi,
3)Sanığın kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetinin kanuni sonucu olarak, 5237 sayılı TCK.nun 53. maddesinde düzenlenen hak yoksunluklarının tamamına hükmedilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde anılan maddenin yalnızca “a”, “b” ve “c” bentlerinde sayılan hak yoksunluklarına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün ilk bendindeki “365 gün karşılığı adli para cezası” yerine “5 gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına”, ikinci bendindeki “6083 TL” yerine “4 gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına”, anılan bentten sonra “5237 sayılı TCK.nun 52. maddesi uyarınca bir gün karşılığı 20,00 TL olmak üzere neticeten 10 ay hapis ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” ibarelerinin eklenmesi; 5237 sayılı Kanunun 53.maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkarılıp yerine “sanığın 5237 sayılı TCK.nun 53.maddenin 3.fıkrası uyarınca 1.fıkrasının (c) bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1.fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 19.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.