Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/20511 E. 2013/5050 K. 19.03.2013 T.

Yayınlanma Tarihi: 05.02.2024 17:21


YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/20511
KARAR NO : 2013/5050
KARAR TARİHİ : 19.03.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda;sanığın zaman zaman çeşitli kamu kuruluşu yöneticilerinin yanına ziyarete gidip çevresindeki kişilere yüksek yargı organı mensuplarını ve yüksek bürokratları tanıdığını onlara iş yaptırabileceği izlenimi verdiği, katılan ile ... Genel Müdür Yardımcısının odasında tanıştıkları, katılanın başkası üzerine kayıtlı olan ancak fiilen eylemli sahibi olduğu şirketinin Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nde Boğazlıyan ibareli marka ile ilgili ... Şeker Fabrikası ile arasında dava bulunduğu katılanın, geniş bürokrat çevresi olması nedeni ile bu davadan sanığa söz ettiğinde sanığın Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç ve üyesi ...‘yı yakinen tanıdığını, ilgili dava dosyasındaki belge örneklerini getirmesi halinde bu hakimlerden görüş alabileceğini, bu kişilerin bulundukları konum itibari ile verdikleri mütalaanın aksine bir kararın çıkmasının beklenemeyeceğini söylediği, bunun üzerine dava ile ilgili belge örneklerini katılan ...’in sanığa verdiği, sanığın bir süre sonra elinde bir kısım notlarla gelerek bu notlar çerçevesinde davada hareket edilmesi halinde davanın kendi lehlerine sonuçlanacağını buna karşılık görüş aldığı Anayasa Mahkemesi mensuplarına verilmek üzere 300.000 ABD doları istediği pazarlıkla bu miktarın 200.000 ABD dolarına indirildiği, katılan ...’in yanında tanık ... olduğu halde sanığın evine gidip evde sanığın eşi de olduğu halde 50.000 ABD dolarını bilahare de arabada 50.000 ABD dolar olmak üzere toplam 100.000 ABD doları verdiklerini, bilahare davanın kendi bekledikleri doğrultuda gitmediğini görünce sanığın katılan ... ile görüşmekten kaçınmaya başladığı, dolandırıldığını anlayan katılan ...’in bu durumu bir sohbet sırasında tanık ...’a bahsedince tanık ...’ın durumu eniştesi Anayasa Mahkemesi üyesi ...’e ilettiği, ...’ün de durumu Anayasa Mahkemesi Üyesi ...’ya iletmesi ile ...’nın sanık hakkında şikayet başvurusunda bulunduğu, sanığın katılan ... ile görüşmekten kaçınması üzerine bu defa tanık ... sanığa telefon edip, Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinde devam eden davada ek mütalaalar almak üzere kendisi ile görüşmek istediğini söylemesi üzerine, sanık ile pastanede buluşmak üzere sözleştikleri, polis tarafından numaraları alınan paralar ile ses ve görüntü kayıt edici cihazlar ile tertibat alındığı, buradaki buluşmada sanığın Yargıtay’da bir hakimden alacağı mütalaa karşılığında 30.000 ABD doları istediği ve bu paranın peşinatı olmak üzere 5.000 ABD dolarını alarak çantasına koyduğu sırada polis tarafından suçüstü yakalandığı olayda, sanığın Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç ve üyesi ...'yı nezdinde hatırı sayıldığı, Sınai ve Fikri Haklar Mahkemesindeki davanın seyri hakkında mütalaa alacağı vaadi ile aldatarak ve adı geçen hakimlere verilmek üzere iki taksit halinde 50.000’er ABD dolarından toplam 100.000 ABD doları, ilerleyen aşamada da 5.000 ABD doları almak sureti ile menfaat sağladığı gerekçesiyle nitelikli dolandırıcılık suçunun oluştuğuna dair mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiisinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 19.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.