YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/20641
KARAR NO : 2013/5204
KARAR TARİHİ : 21.03.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli güveni kötüye kullanma; Zincirleme resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın, dağıtıcı-pazarlama elemanı olarak çalıştığı dönem içerisinde “nitelikli güveni kötüye kullanma” suçu açısından muhtelif zamanlarda katılan şirkete karşı birden fazla zilyedliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunduğundan hakkında TCK’nın 43.maddesinin uygulanmaması isabetsizliği aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Evli ve üç küçük çocuk babası olan, geçmişte sabıkası da bulunmayan sanığın, gazete dağıtımı-muhtelif ev eşyası pazarlama faaliyetinde olan katılan şirketin Alaşehir İlçesi şubesinde dağıtıcı-pazarlamacı olarak çalıştığı dönem içerisinde birden fazla müşteriden tahsil ettiği paraları şirkete teslim etmemesi ve gerçekte hiç bir mal satışı olmadığı veya peşin satış olduğu halde vadeli işlemlerle satılmış gibi gösterip üçüncü kişiler adına sahte senetler düzenleyerek zilyedliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunması şeklinde gerçekleşen eylemlerinin “nitelikli güveni kötüye kullanma”, “zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik” suçlarını oluşturduğu iddia ve kabul olunan somut olayda;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yüklenen suçların unsurlarının oluşmadığına, uyuşmazlığın hukuki nitelik arzettiğine, TCK.nun 211.maddesinin uygulanmamasının yerinde olmadığına yönelen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Mahkemece ceza tayin edilirken, cezaların maddede yazılı alt sınır veya üzerinde belirlenmesi halinde T.C. Anayasası’nın 141, CMK.nun 230 ve TCK.nun 61.maddesinde belirlenen hususlarla ilgili bilgi ve belgelerin isabetle değerlendirildiğini gösterir biçimde yasal ve yeterli olması gerekir. Gerekçenin bu niteliği yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek özelliklerini taşımakla, ayrıca görevi yasaların ülke genelinde hukuka uygun olarak uygulanıp uygulanmadığını denetleyerek, hukuk kurallarının uygulanmasında birliği sağlamak olan Yargıtay’a da, yargıcın takdir yetkisini kullanırken TCK.nun 61.maddesinde düzenlenen kuralların dışına çıkıp çıkmadığını denetleme olanağı sağlamaktadır.
TCK.nun 61.maddesinin 1.fıkrasında “Cezanın Belirlenmesi ve Bireyselleştirilmesi”ne ilişkin olarak belirlenen ölçütlerin aynen yazılarak bırakılması yeterli değildir. Dayanılan ölçüt gerekçelerinin somut olay-dosya içeriği ile bağdaşması gerekir.
Suça konu senetlerin fazlalığı, suç konusunun önem ve değeri ve sair ölçütler nazara alındığında temel cezaların tayininde alt sınırlardan uzaklaşılması yerinde ise de; kullanılan ölçütlerin somut olaya uygun gerekçeleri denetime olanak verecek şekilde gösterilmeden, her iki suç açısından da temel cezaların en üst sınırlarda belirlenmesi suretiyle benzer daha vahim olaylarda hükmolunabilecek cezalara nazaran makûl oranın gözetilmeyerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.