Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/21073 E. 2013/5536 K. 26.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/21073
KARAR NO : 2013/5536
KARAR TARİHİ : 26.03.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Hükmolunan cezanın miktarına nazaran, sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı CMUK’nın 318. maddesi uyarınca reddine karar verilerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılana 4.500 TL borcu bulunan ve bu borcunu ödeyemeyen sanık …’nin, borcuna karşılık eşi olan diğer sanık … adına kayıtlı aracını vermeyi teklif ettiği, aralarında sözlü anlaşma yapıp 20.500 TL değerindeki aracın kredi ve vergi borçları nedeniyle katılandan alınacak 15.750 TL parayla aracın borçları ödenip üzerindeki rehin kaldırıldıktan sonra katılana devredileceğini kararlaştırdıkları, katılanın bu parayı sanık …’in hesabına yatırdığı, paranın aynı gün sanık … tarafından vekaletnameyle çekildiği ancak aracın borçları ödenmediği gibi katılana devrinin yapılmadığı ve bu şekilde sanıkların katılanı dolandırdıkları iddia ve kabul olunan somut olayda;
Katılandan daha önceden de borç para alan ve karşılığında dosyada fotokopisi bulunan 3.500 TL ve 1.000 TL bedelli senetleri veren sanık …’nin, aynı şekilde katılan tarafından 12.12.2005 tarihinde eşinin hesabına yatırılan 15.750 TL’lik paraya karşılık, katılana 13.12.2005 ödeme günlü 16.000 TL’lik senet vermesi, katılanın da aracın devri için sanık …’in hesabına yatırdığı 15.750 TL karşılığında söz konusu senedi aldığını kabul etmesi ve sahte olduğu hususunda iddia bulunmayan senedin katılan tarafından herhangi bir icra takibine konu edilmemesi ve katılanın para alış verişinden bir hafta sonra dolandırıldığı iddiasıyla şikayetçi olması karşısında; sanık …’nin hile oluşturacak herhangi bir davranışı bulunmadığı, eylemin hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğu,
Sanık … açısından ise; sanığın, aşamalarda değişmeyen savunmalarında, kendisi adına işyeri açacağından eşine vekalet verdiğini, eşinin de kendisi adına hesap açtırdığını, katılanı tanımadığını ve parayı kendisinin çekmediğini beyan etmesi, söz konusu paranın sanık … tarafından elindeki vekaletnameye istinaden çekilmesi karşısında; sanık …’in, para yatırılan hesabın kendisine ait olmasından ibaret eylemi dışında dolandırıcılık suçuna iştirak ettiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşılmakla her iki sanık hakkında daberaat kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA, 26.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.