YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/21079
KARAR NO : 2013/5624
KARAR TARİHİ : 27.03.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Güveni Kötüye Kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Somut olayda: sanığın katılan …’nun yetkilisi olduğu … Ltd. Şti nde satış ve pazarlama elemanı olarak çalışmış olduğu, süreç içersinde yaklaşık 28 kişiden tahsil etmiş olduğu 80000 TL değerindeki satış ve ürün bedellerini zilyetliğinin devri amacı dışında tasarrufta bulunarak işvereni katılan firmaya teslim etmeyerek kendi yararına harcamada bulunduğu anlaşıldığından sanığın eyleminin 5237 Sayılı TCK’nun 155/2 maddesinde öngörülen güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanığın işvereni şirkete ait ürünleri yaklaşık 28 ayrı kişiye satıp tahsil ettiği paraları şirkete teslim etmediği anlaşıldığından güveni kötüye kullanma suçundan tayin olunan cezanın 5237 Sayılı TCK’nun 43/1 maddesiyle arttırılması gerektiği gözetilmeden eksik ceza tayini, Sanık müdafiinin katılan şirkete bir adet 79.000 TL değerinde senet ve bir adet boş senet verildiğini beyan etmesi karşısında, katılana 5237 sayılı TCK’nın 168/4.maddesi kapsamında kısmi ödemeye muvafakatı olup olmadığının sorulup sonucuna göre sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 168/2. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 27.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.