Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/21141 E. 2013/5711 K. 28.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/21141
KARAR NO : 2013/5711
KARAR TARİHİ : 28.03.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; müştekilerin yurtdışına gitmek istediklerini öğrenen sanık …’in, bu işlerle uğraştığını söyleyerek müştekileri hakkındaki mahkumiyet hükmü kesinleşen sanık … ile tanıştırdığı, müştekilerin vize işlemleri konusunda görüşüp anlaştıkları, Yaşar’ın pasaportları vize yaptırmak üzere aldığı, buna karşılık müştekiler tarafından sanık …’a 50 Euro peşin verilip ayrıca 07/03/2006 tarihinde hesabına 1.420 TL havale yapıldığı, bir süre sonra Yaşar’ın vizeleri yaptırdığını söyleyerek pasaportları müştekilere verdiği, diğer sanık ile birlikte iken bu kez müştekilerden 2.500 Euro daha para aldıkları, müştekilerin 16.03.2006 tarihinde yurtdışına çıkmak üzere havaalanına geldiklerinde vizelerin sahte olduğunun tespit edildiği, böylelikle sanığın hileli söz ve davranışlarla ikna ettiği müştekilerden haksız menfaat temin ettiği anlaşılmakla, üzerine atılı suçun sûbut bulduğuna dair kabulde isabetsizlik görülmemiştir.
Sanık tarafından, 5237 sayılı TCK’nın 43/1 maddesi kapsamında, aynı suç işleme kararıyla kanunun aynı hükmünün birden fazla ihlal edilmesi suretiyle, müştekilerden muhtelif tarihlerde olmak üzere ayrı ayrı birden fazla kez menfaat temin edilmesine rağmen,zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı yasanın 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’un 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan;
Hükmün 2. fıkrasının a ve b bentlerinde yer alan “sanığın TCK.nun 157/1 maddesi uyarınca, 150 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına ve sanığa verilen adli para cezasının günlüğü TCK’nun 52/2. maddesi gereğince 20 YTL’den paraya çevrilerek 3.000 YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına” ibarelerinin yerine sırasıyla “sanığın TCK’nun 157/1 maddesi uyarınca 5 gün adli para cezasıyla cezalandırılmasına, sanığa verilen 5 gün adli para cezasının TCK.nun 52/2 maddesi uyarınca günlüğü 20 TL’den paraya çevrilerek 100 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına,” yazılması suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 28.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.