Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/21264 E. 2013/5671 K. 28.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/21264
KARAR NO : 2013/5671
KARAR TARİHİ : 28.03.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
“Adli para cezası hesaplanırken… arttırma ve indirimler gün üzerinden yapılır. Adli para cezası, belirlenen sonuç gün ile kişinin bir gün karşılığı ödeyebileceği miktarın çarpılması suretiyle bulunur.” Şeklindeki TCK’nun 61/8.madde hükmüne aykırı uygulama yapılması, sonuca etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamış, mahkemece gösterilen sanık hakkında TCK’nun 51. ve 62.maddelerinin uygulanmaması gerekçeleri dosya kapsamına uyumlu şekilde yasal ve yeterli görüldüğünden tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Ortaköy semtinde taksicilik yapan katılanı Sahil yolunda sabah saat 07.00 sıralarında durdurup otoya binen sanığın; Taksim’e gidiş-dönüş yapacaklarını belirtip, yolculuk sırasında sohbet ortamı hazırlayıp katılana ortak tanıdıkları olan birkaç kişinin isminden de bahsederek kısmi güven duygusu oluşturduğu, Taksim’de ara bir sokakta taksiyi durdurup katılandan “üzerinde para olmadığını, Ortaköy’e geri döndüklerinde ödeyeceğini” söyleyerek 41 lira para istediği, katılanın az önce oluşturulan güven ortamına da inanarak bu parayı verdiği, sanığın orada bir şahıstan aldıklarına karşılık aldığı parayı o şahsa verdiği ve Ortaköy’e geri döndükleri, katılanın taksi ücreti de dahil parasını istemesi üzerine, oyalayıcı davranışlar sergileyen sanığın katılanın ısrarlı tutumuna karşılık taksiyi Neşe Market önünde durdurup “Marketten paranı alıp geleyim, bekle” deyip indiği ve bir şekilde oradan uzaklaştığı şeklinde iddia olunan somut olayda, eyleminin “dolandırıcılık” suçunu oluşturduğunu takdir eden mahkemenin kabul ve uygulamasında yukarıda belirtilen eleştiri ve aşağıda belirtilen bozma nedenleri dışında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın; suçun unsurlarının oluşmadığına, ihtilafın hukuki olduğuna, verilen cezanın ertelenmesi gerektiğine yönelen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Sanığın kovuşturma aşamasında 30.04.2008 ve 02.06.2008 tarihli duruşmalardaki beyanlarında; katılanın uğradığı zararın 30 lirasının soruşturma aşamasında ağbisi Şahin tarafından karşılandığını savunması karşısında; katılanın, savunulan kısmi ödeme nedeniyle rısazı olup olmadığı sorulup, rızası olduğunun öğrenilmesi halinde Şahin adlı kişinin açık kimliğinin belirlenip, usulünce tanık olarak savunma doğrultusunda dinlenilmesi, sonucuna göre TCK’nun 168/4.maddesinin sanık hakkında uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerektiği dikkate alınmadan, “… Kısmi ödeme ile ilgili delil ibraz edilmediği…” gerekçesine dayanılarak, yazılı şekilde hüküm tesisi,
2-Hapis cezası alt sınırdan takdir ve tayin olunduğu halde, aynı gerekçeye dayanılarak temel adli para cezasına esas alınan “gün” sayısının asgari haddin üzerinde belirlenmesi suretiyle çelişkiye neden olunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 CMUK.nun 321.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, 28.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.