YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/21322
KARAR NO : 2012/40457
KARAR TARİHİ : 03.07.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda;
Sanığın, aracını satmak için ilan veren katılanı arayarak onunla giriştiği pazarlık sonucunda, kendisine ait işyerinde buluşup 9400.00. TL. ye anlaştığı daha sonra katılandan aldığı vekaletnameyle, aracı 3. kişiye sattığı, bu süreçte parayı çekip vereceğinin belirterek bir bankaya götürmesi önce öğle tatili olduğu sonrada bankada para bulunmadığı bahanesiyle oyalayarak satış bedelini vermemesi hususları hep birlikte değerlendirildiğinde, sanığın ustalıkla sergilediği hileli davranışlarla menfaat temin ettiği anlaşıldığından, eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 03.07.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.