Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/21331 E. 2013/5382 K. 25.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/21331
KARAR NO : 2013/5382
KARAR TARİHİ : 25.03.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın, mağdur …’e yönelik eylemi nedeniyle açılan kamu davası ile ilgili olarak zamanaşımı süresince karar verilmesi mümkün görülmüştür.
Sanık …’un, temyiz dışı olan … ve … ile birlikte Malatya-Kayseri karayolunda seyir halinde giderken, yol güzergahında bulunan mağdur …’in kayısı tezgahının yanında durdukları, mağdura vergi levhası olup olmadıklarını sorduklarında mağdurun olmadığını söylemesi üzerine ona maliyeci olduklarını, 280 TL. para cezası kesmeleri gerektiğini, 200 TL. verdiği takdirde ceza yazmayacaklarını söyledikleri, mağdurun o kadar parası olmadığını, 160 TL’si olduğunu, 150 TL. verebileceğini söylemesi üzerine ondan parayı aldıkları ve mağdura ellerinde bulunan Ticaret ve Maliye gazetesini verdikleri, aynı şekilde …’e de benzer eylemlerde bulunarak gazete sattıklarının iddia edildiği olayda;
1-Sanığın mağdur …’e yönelik eylemi nedeniyle hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik incelemede;
5271 sayılı CMK’nın 231.maddesine göre verilen ve davayı sonuçlandırıcı nitelikte olmayan “hükmün açıklanmasını geri bırakılmasına” ilişkin karara karşı aynı kanunun 231/12. maddesine göre itiraz yolu açık olup, temyiz olanağı bulunmadığından 5271 Sayılı CMK’ nın 264. maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunda merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmayacağından temyiz dilekçesinin itiraz dilekçesi olarak kabulü ile görevli ve yetkili ilk derece mahkemesince itiraz konusunda inceleme yapılması için, dosyanın incelenmeksizin iade edilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na GÖNDERİLMESİNE,
2-Sanığın mağdur …’e yönelik eylemi nedeniyle hakkında hükmolunan mahkumiyet kararına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Sanık …’un, temyiz dışı … ile birlikte satmış oldukları Maliye ve Ticaret gazetesine ilişkin yaka kartlarıyla mağdur …’nün yanına yaklaşarak, maliyede çalıştıklarını, kesecekleri 280 TL. ceza yerine 150 TL. vermesi halinde cezadan kurtulacağını söyleyip mağdurdan para almalarından ibaret olayda; sanık ile yanındakilerin soyut olarak maliyede çalıştığını söylemelerinin dışında maliye görevlisi olduklarına ilişkin herhangi bir üniforma, araç, gereç kullanmamaları ile Maliye ve Ticaret gazetesine ilişkin yaka kartının maliyeye ait olduğunun mağdurların yanlış algısından kaynaklandığı anlaşıldığından, kamu kurumunun araç olarak kullanıldığından bahsedilemeyeceği, basın ve yayın araçlarının kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için de, suçun işlenmesinde özel bir kolaylık sağlanmış olması ve gerçeğe aykırı haberlerle okuyucu veya izleyenlerin aldatılması suretiyle çıkar sağlanması gerekeceğinden somut olayda; 21.10.2006 tarihinde alınan yetki belgesiyle usulüne uygun olarak çıkarılan gazetede mağdurları yanıltacak herhangi bir ilan, haber ve hilenin bulunmadığı, bu nedenle de TCK.nın 158/1-g maddesinde yer alan nitelikli halin de gerçekleşmediği, eylemin basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi,
Kabule göre de;
2-Sanığın, basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış olmasına rağmen, hiçbir gerekçe gösterilmeden hüküm fıkrasında kamu kurumunu aracı kılarak dolandırıcılık suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılması yoluna gidildiğinin belirtildiği, ancak bu kez uygulanacak madde olarak TCK.nın 158/1-f maddesinin gösterildiği anlaşılmakla, hükümde çelişkiye yol açılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı kanunun 325. maddesi gereğince, bozmanın hükmü temyiz etmeyen sanık …’a sirayetine, 25.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.