Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/21359 E. 2013/5551 K. 27.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/21359
KARAR NO : 2013/5551
KARAR TARİHİ : 27.03.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1- Sanıklar … ve … hakkındaki hükümlerin incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanıkların, fikir ve eylem birliği içinde hareket etmek suretiyle, sahte olarak düzenlenen, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İzgaz İşletmeleri Müdürlüğü’ nde çalıştıklarına dair görev belgesi, maaş bordrosu ve ikametgah senedi gibi belgelerle Ziraat Bankası Bekirdere Şubesi’ne giderek, sanık … adına tüketici kredisi başvurusunda bulundukları, gerekli sorgulama yapıldıktan sonra kredi işleminin onaylanması üzerine, sanıklar … ve …’ ın da kredi sözleşmesini kefil olarak imzaladıkları ve 8.000 TL olan kredi bedelinin sanık …’e ödendiği şeklinde gerçekleşen olayda sanıkların eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’ nın 158/1-j maddesinde düzenlenen, tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
5237 sayılı TCK’ nın 158. maddesinin (e), (f) ve (j) bentlerinde sayılan hâllerde, hapis cezasının alt sınırı üç yıldan, adlî para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz şeklindeki düzenleme karşısında, hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde aynı gerekçe ile adli para cezasına esas alınan tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinin yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle bozma isteyen tebliğname görüşüne iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanıkların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA,
2- Sanık … hakkındaki hükmün incelenmesinde;
Sanığın hüküm tarihinden sonra, 16.12.2007 tarihinde vefat ettiğinin UYAP’ tan temin edilen nüfus kaydından anlaşılması karşısında; hakkında açılan kamu davasının 5237 sayılı TCK’ nın 64/1. maddesi uyarınca düşürülmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’ un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 27.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.