Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/21371 E. 2013/5553 K. 27.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/21371
KARAR NO : 2013/5553
KARAR TARİHİ : 27.03.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, Güveni Kötüye Kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Dolandırıcılık suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’nın 231/6. maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, Antalya’dan kiraladığı … plaka sayılı … marka aracın kendisine ait olduğunu söyleyerek, katılan …’ya ait … plaka sayılı … marka araçla takas etmek suretiyle haksız menfaat temin etmesi şeklindeki eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiş; tekerrüre esas sabıkası bulunan sanık hakkında, 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Güveni kötüye kullanma suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması,malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Somut olayda; sanığın, oto kiralama işi yapan katılan …’dan, 04.05.2006 tarihli kira sözleşmesi ile 2 günlüğüne kiraladığı 07 D 8502 plaka sayılı Toyota Corolla marka aracı, kira süresinin bitiminde iade etmeyerek, diğer katılan …’ya satması şeklindeki eyleminin, 5237 sayılı TCK’nın 155/1. maddesine uyan güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, aynı yasanın 155/2. maddesinde düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 27.03.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.