YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/21396
KARAR NO : 2013/5482
KARAR TARİHİ : 26.03.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması,malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi,failin kendisine verilen malı,veriliş gayesinin dışında,zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması,rehnetmesi tüketmesi,değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Somut olayda; Sanık …’ın katılan …’a ait … firmasında servis şoförü olarak çalıştığı ve aralarında hizmet ilişkisinin bulunduğu, sanığın şirkette çalışan diğer servis şoförlerini kontrol etme ve servis şoförlerine ait ücretleri teslim etme görevleri bulunduğu, suç tarihinde katılan tarafından diğer servis şoförlerine dağıtılmak üzere sanığa 8.451,00 TL parayı teslim ettiği sanığın bu parayı servis şoförlerine dağıtmayıp kullandığı şirkete ait araç ile hava alanına giderek uçak bileti alıp izmir ilinden ayrıldığı, daha sonra katılanın sanığı arayarak bulup henüz harcamadığı ve katılana ait elinden kalan parayı aldığı, aldığı para miktarının 7.090,00 TL olup kalan 1.361,00 TL nin sanık tarafından harcandığı ve bu güne kadar katılana ödenmediği, böylece sanığın üzerine atılı hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanmak suçunu işlediğine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, bunun gerekçelerinin gösterilmesi, dayanılan gerekçelerin de yasal olması ve dosya içeriğiyle örtüşmesi gerektiği halde TCK.nun 61.maddesindeki ölçütlere göre gerekçe gösterilmeksizin alt sınırın üzerinde 90 gün olarak tayin edilmesi,
Sanığa kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı verilen hapis cezasının kanuni sonucu olarak 5237 Sayılı Yasanın 53. maddesi 1. fıkrasının c bendinde yer alan hak yoksunluğunun koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’nun 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu aykırılıklar aynı kanunun 322. maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden; hüküm fıkrasında yer alan TCK.nun 62 ve 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümlerin çıkartılarak yerine, TCK’nın 155/2 maddesi uyarınca kurulan hükümde yer alan 90 gün adli para cezasının 5 gün olarak tayin edilmesi ve 62. maddesi uygulanması ile adli para cezasının 4 güne indirilmesi, 52/2 maddesine göre sonuç adli para cezasının 80 TL’ye indirilmesi; TCK’nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 26.03.2013 Tarihinde oybirliğiyle karar verildi.