Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/21421 E. 2013/5325 K. 25.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/21421
KARAR NO : 2013/5325
KARAR TARİHİ : 25.03.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu kurumu zararına dolandırıcılık
HÜKÜM : Temyiz talebinin reddi

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04/10/1993 gün ve 187/227 sayılı kararında açıklandığı üzere, tür ve miktarı itibariyle kesin olan kararların suç vasfına yönelik temyizi halinde Yargıtay’ca inceleme yapılmasının olanaklı bulunması, müşteki kurumun temyizinin de suç vasfına yönelik olduğunun anlaşılması karşısında usul ve yasaya aykırı bulunan 26/06/2008 gün 2008/108 Esas, 2008/277 Ek Karar sayılı temyiz isteminin reddi kararının kaldırılarak, 10/06/2008 tarihli mahkumiyet hükmünün incelenmesinde;
Hekimhan İlçe Tarım Müdürlüğü’nce 2006 tarihinde meydana gelen don felaketi nedeniyle zarar görenlere, 2090 sayılı “Tabii Afetlerden Zarar Gören Çiftçilere Yapılacak Yardımlar Hakkında Kanun gereğince yardım parası ödemesi yapıldığı, sanığın da kayısı bahçesinin dondan zarar görmesi nedeniyle yaptığı başvuru sırasında doldurduğu 21/11/2006 tarihli taahhütnamesinde 01/01/2001 tarihinden beri Emekli Sandığında emekli maaşı aldığı halde, herhangi bir kurumdan maaş almadığını beyan etmek suretiyle haksız olarak devletten yardım parası aldığının anlaşılması karşısında; suçtan zarar gördüğü anlaşılan Tarım ve Köyişleri Bakanlığının davaya katılmakta yararı bulunduğu gözetilmeden adı geçen idare adına hazine vekilinin katılma talebinin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığı anlaşılmakla, katılma talebinin reddi kararının kaldırılarak ve Hazinenin, katılan sıfatını alabilecek şekilde suçtan zarar görmüş bulunduğu dikkate alınarak, 5271 sayılı CMK’nın 260.maddesinin 1.fıkrası uyarınca hükmü de temyize hakkı bulunduğu belirlenerek ve tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmeyerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi,kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
2090 Sayılı yasada, tabii afetlerden zarar gören çiftçilerle ilgili düzenlemelere yer verildiği, çiftçilerin zararlarının tespitleri, yapılacak ödemeler ve ödemelerin kimlere yapılacağı hususundaki ayrıntılara ise; 26272 sayılı Tabii Afetlerden Zarar gören Çiftçilere Ödenecek Yardımlar Hakkında Yönetmelikte yer verildiği, bu yönetmeliğin 5. maddesinde yardımın hangi koşullarda, kimlere verileceğinin düzenlendiği, buna göre;
(1) Bu Yönetmelikte yer alan yardımlardan, 5363 sayılı Tarım Sigortaları Kanunu kapsamında uygulama yılında yer alan riskler için tarım sigortası yaptırmamış üreticiler yararlanamaz.
(2)Yardımdan yararlanılabilmesi için, çiftçi veya çiftçilerin birlikte kurdukları kooperatifler aşağıdaki şartları haiz olmalıdır:
a-Tarımsal ürünlerinin, canlı ve cansız üretim araçları ve tesisleri dahil tüm tarımsal varlığının toplam parasal değerinin en az %40 ve daha fazla oranda zarar görmesi ile birlikte;
-Çiftçinin veya çiftçilerin birlikte kurdukları kooperatiflerin bu zararı diğer tarım ve tarım dışı gelirleri ile karşılayacak gücünün bulunmaması,
-Kredi veren banka, kooperatif ve benzeri kuruluşlardan zararlarını karşılayacak borç ve tazminat alma imkânlarının bulunmaması,
-Zarar ve ziyanlarının herhangi bir suretle karşılanmamış olması,
b-Tarımsal ürünlerinin, canlı ve cansız üretim araçları ve tesislerinin %40’dan daha az zarar görmesi ile birlikte, kredi alma imkânı bulunmaması,tarım dışı gelirinin yeterli bulunmaması dolayısıyla, tarımsal faaliyetlerini devam ettiremeyecek ve geçimini sağlayamayacak kadar muhtaç olması,ikinci fıkranın (a) veya (b) bentlerindeki şartları taşıyan yardıma muhtaç çiftçi ailesinin, bu Yönetmelikte yer alan yardımlardan yararlanabilmesi için, yıllık gelir toplamının, her yıl Bakanlar Kurulunca açıklanan 16 yaş ve üzeri asgari ücret brütünün yıllık toplamının üç katına tekabül eden miktar veya altında olması gereklidir ” hükmüne yer verildiği,
Somut olayda; sanığın gerçekte Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan, aylık ortalama 531.00 TL maaş alan emekli bir kişi olmasına rağmen, 2006 yılında, herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna bağlı olarak çalışan veya emekli olmadığını belirtir şekilde taahhütname imzalayarak ilgili kuruma vermesi neticesinde kurum tarafından, don parası adı altında sanığa toplam 2.107.39 TL ödeme yapıldığı, bu şekilde sanığın, gerçeğe aykırı taahhütnameyi imzalayarak kamu kurumu zararına dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edilmesi karşısında; 27/08/2006 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 26272 sayılı genelgenin mahkemece değerlendirilen 5/b-3 maddesinin “bu yardımlardan yararlanılabilmesi için, yıllık gelir toplamının her yıl Bakanlar Kurulunca açıklanan 16 yaş ve üzeri asgari ücret brütünün yıllık toplamının üç katına tekabül eden miktar veya altında olması gereklidir” hükmü karşısında, sanığın aldığı emekli maaş miktarına göre yardım almasının mümkün bulunması nedeniyle olayda dolandırıcılık suçunun unsurları itibariyle oluşmayıp, eylemin TCK’nın 206 maddesi kapsamında yalan beyanda bulunmak olarak kabul edilmesinde isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla,
Sanık hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunmak suçundan hükmolunan cezanın miktar ve türüne göre hükmün 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 5219 Sayılı Kanunun 3-B maddesi ile değişik 1412 Sayılı CMUK’nun 305/1.maddesi gereğince hüküm tarihine göre, temyizi mümkün olmadığından katılan vekilinin bu suçtan kurulan hükme yönelik temyiz isteğinin aynı kanunun 317.maddesi gereğince REDDİNE,25/03/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.