Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/21430 E. 2013/6823 K. 15.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/21430
KARAR NO : 2013/6823
KARAR TARİHİ : 15.04.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Sanığın, daha önce tanımadığı bir kişinin yanına giderek kendisinin Almanya’dan geldiğini, bu nedenle yanında Türk parası bulunmadığını, cenazesi olduğunu, paraya ihtiyacı olduğunu, durumunun acil olması nedeniyle yanında bulunan altın saati bozdurmak istediğini söylediği, bu kişinin sanığın teklifini kabul etmediği, bu kez sanığın aynı şeyleri orda bulunan katılana söylediği, yanında getirmiş olduğu sarı renkte altın görünümlü bir saati göstererek bu saatin değerinin 15.000 TL olduğunu söylediği, saatin kıymetli ve altın olduğu konusunda ikna etmek suretiyle katılana söz konusu saati bir cumhuriyet altını ile altın bir bilezik karşılığında sattığı, sonrasında saatin 10 TL bedelli değersiz bir saat olduğunun tespit edildiği, böylece sanığın hileli davranışlarla katılanı aldatıp onun zararına, kendi yararına menfaat temin ederek dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olduğu gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
5237 sayılı TCK’nın 53.maddesi uyarınca sanığın belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasının, kasten işlenen suçtan dolayı, hapis cezası ile cezalandırılmanın kanuni sonucu olması nedeniyle, bu hususun infaz aşamasında gözetilmesinin mümkün olması karşısında bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 15/04/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.