Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/21527 E. 2013/5768 K. 28.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/21527
KARAR NO : 2013/5768
KARAR TARİHİ : 28.03.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Tebliğnamede sanık ismi … yazılmış ise de bu sanığın beraat ettiği ve temyiz isteğinin bulunmadığı, yazılımın maddi hatadan kaynaklandığı kabul edilerek, sanık …’nin temyiz talebine ilişkin yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; katılan … ile müşteki …’un önceden tanıdıkları sanık …’nın Adıyaman ilinde bulunan evine kendilerine tarlada çalışacak işçi bulması için gittikleri, sanığın katılan ve müştekiye işçilerin çalışmak üzere Malatya iline gittiklerini, işçi temin ettiği taktirde kendilerini haberdar edeceğini söylediği, sanık …’nın bu olaydan üç dört gün sonra müştekileri arayarak işçi bulduğunu söylediği, pamuk toplanacak arazileri gezmeye geldiği, işçilerin tarlaya geleceği tarihi müştekilere söylediği, bu işçilere avans olarak verilmek üzere müşteki ve katılanlardan avans istediği, katılanlar ve müştekilerin aralarında para toplayarak bu avansın bir kısmını elden, bir kısmını posta havalesi ile sanığa verdikleri, ancak sanığın pamuk toplamak için işçi getirmediği, gerçekte işçi temin etmediği olayda dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
5237 sayılı TCK’nın 157. maddesinde hapis ve adli para cezaları birlikte öngörüldüğü halde sadece hapis cezasına hükmolunması suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinde belirtilen belirli haklardan yoksun bırakma tedbirlerinin seçimlik olmadığı gözetilmeden, sanığın TCK’ nın 53/1 maddesinin (b) bendindeki hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’ un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu aykırılık aynı Kanunun 322. maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hüküm fıkrasından 5237 sayılı Yasanın 53/1-b maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkarılıp yerine, “53. maddenin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın (c) bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 28/03/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.