YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/21749
KARAR NO : 2013/5902
KARAR TARİHİ : 01.04.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli Dolandırıcılık
…
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanıkların Külafhüyük köyündeki toplam 620 dönümlük araziye diğer mirasçılarla birlikte iştirak halinde malik oldukları halde Tarım İl Müdürlüğü’ne yapmış oldukları doğrudan gelir desteği başvurularında, söz konusu arazilerin tamamını kendilerinin kullandığı yönünde taahhütname verip bildirimde bulunarak hak ettiklerinden çok daha fazla miktarda gelir desteği aldıkları iddia olunan olayda, doğrudan gelir desteği ödemesi için müracaat edilen arazilerin tamamında tarımsal faaliyette bulunulduğu, doğrudan gelir desteği ödemelerinin sahip olunan arazi değil tarımsal faaliyette bulunan arazi üzerinden yapıldığı bu nedenle idare aleyhine zararın oluşmadığı, katılanların 2005 ve 2006 dönemlerinde herhangi başvurularının bulunmadığı gibi doğrudan gelir desteği gelirinden kendilerine düşen payı vermedikleri için sanıklardan şikayetçi oldukları, doğrudan gelir desteği başvurularında verilen tapu kayıtlarında suça konu parsellerin bir çok hissedarının olduğunun açıkça belirtilmesine karşın,
taahhütnamelerde sadece sanıkların adının yazılı olduğu, ilgili kurum tarafından bu hususun basit bir inceleme ile ortaya çıkarılabileceği halde taahhütnamelerde belirtildiği üzere fazla ödemelerin yasal faizi ile birlikte geri alınacağı belirtilerek tümü üzerinden ödeme yapılmasında dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmadığı, doğrudan gelir desteği gelirinden kendi hisselerine düşen payın ödenmemesinden kaynaklanan uyuşmazlığın ise hukuki ihtilaf niteliğinde olduğunun anlaşılması karşısında, sanıklar hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyetlerine hükmolunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 01/04/2013 gününde oybirliği ile karar verildi.