Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/21773 E. 2013/6051 K. 02.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/21773
KARAR NO : 2013/6051
KARAR TARİHİ : 02.04.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; katılanın oğlunun verem hastası olduğu ve Buca Cezaevinde kaldığı sırada Tepecik Hastanesinde tedavi gördüğü, bunu öğrenen sanık …’ın, katılanı cep telefonundan arayarak kendisini hastanede görevli psikiyatrist doktor olarak tanıtıp oğlunun Manisa Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesine rapora gönderileceğini, rapor sonucu tekrar İzmir’e gelebilmesi için 1.330 TL masraf gerektiğini, bu paranın yatırılması için hastane saymanlığından kendisinin aranacağını söylediği, daha sonra başka bir telefondan katılanı arayıp kendisini hastane saymanlığında görevli … isimli şahıs olarak tanıtarak masraf olarak …,… şubesine 1.330 TL para yatırması gerektiğini söylediği ve bunun üzerine katılanın sanığın eşi … adına kayıtlı banka hesabına bu parayı gönderdiği, paranın … tarafından çekildiği sabit olmakla, dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Adli sicil kaydına göre tekerrüre esas ilamı bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58.maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Adli Para cezası hesaplanırken, 5237 sayılı TCK’nın 52/1.maddesi uyarınca tam gün sayısı belirlenmiş ise de; aynı Kanunun 61/8.maddesi gereğince artırım ve indirimlerin belirlenen gün üzerinden yapılmasını müteakip, 52.maddenin 2. fıkrası uyarınca belirlenen miktar ile gün sayısının çarpılması suretiyle para cezasının tespit edilmesi gerektiği gözetilmeyerek fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin “83 TL” adli para cezası teriminin çıkartılarak yerine “4 gün karşılığı 80 TL” (4 gün X 20 TL = 80 TL) adli para cezası cümlesinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 02.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.