YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/21820
KARAR NO : 2013/5397
KARAR TARİHİ : 25.03.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık …’in, katılana Milli Emlak Müdürlüğü’nde tanıdık memurlar olduğunu, çok ucuza daire alabileceğini, satılacak dairelerden birinin Fatih Akdeniz Caddesi’nde bulunduğunu söylediği, katılanın da, sanığın talebini kabul ederek ucuz fiyata daire satın almasını istediği, bir süre sonra sanığın, katılana daire işini hallettiğini, gerekli parayı ödemesini belirterek katılandan muhtelif zamanlarda toplamda 23.250 TL elden almış olduğu paranın yanında, borç hanesine 22.000 TL yazılı alacak hanesi boş bırakılan senedi de katılana imzalattırmak suretiyle aldığı, ayrıca katılanın banka kredisi ile satın aldığı 34 UUG 29 plaka sayılı aracın ruhsatının üzerine 30.000-TL borçlu olduğuna dair şerh verdirdiği, sanığın katılandan para istemeye devam etmesi nedeniyle katılanın daire ile ilgili evrakları görmek istemesi üzerine sanığın kaçtığı ve yapılan araştırmada sanığın katılana daire almadığı ve ihalelere de girmediğinin tespit edildiğinin iddia edildiği olayda; sanığın aşamalardaki tüm savunmalarında ilk etapta ev almak için ihaleye girmek istediğini, bu amaçla katılandan 12.000 TL aldığını ve ihalenin şartnamesine göre üstünü kendisinin tamamlaması üzerine anlaştıklarını, ancak sonrasında ihale bedelinin çok yüksek olması nedeniyle ihaleye girmeyip, parayı katılana geri verdiğini belirterek suçlamayı kabul etmediği, dosya kapsamından katılanın, borcu dolayısıyla kendi adına banka kredisiyle araba satın alıp sanığa verdiğinin anlaşıldığı, yine katılanın, 22.000–TL bedelli senet ve araç ruhsatına 30.000-TL borçlu olduğuna dair ibareyi tehdit altında imzaladığına dair hiçbir delil bulunmadığı hususları gözetilerek, sanık ile katılan arasında bilinmeyen bir nedenle para alışverişi yapıldığı ve katılanın buna karşılık sanığa bir araç alıp teslim ettiği ve para verdiği gerekçesiyle, mahkemece sanık hakkında kurulan beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, 25.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.