Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/21857 E. 2013/6158 K. 04.04.2013 T.

Yayınlanma Tarihi: 01.02.2024 18:02


YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/21857
KARAR NO : 2013/6158
KARAR TARİHİ : 04.04.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
26.09.2005 tarihli duruşmada sanığın, müdafiininde katılımı ile sorgusunun yapılıp (dinlenip) C.savcısının da görüşürü alındıktan sonra "kamu davasına katılma" kararı verildiği, katılma istemine karşı hazır bulunan sanık ve müdafiinin diyecekleri sorulup tutanağa geçirilmemiş ise de; kovuşturma aşamasında bu duruma karşı diyeceklerini her zaman bildirebilme imkanlarının engellenmediği-kısıtlanmadığı anlaşılmakla tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Somut olayda; Katılanın yetkilisi olduğu ....Ltd. şirketinde dağıtım-satış-tahsilat elamanı olarak 18.08.2005 - 16.12.2005 tarihleri arasında çalıştığı ileri sürülen sanığın; bu dönem içinde hizmet verdiği bölge müşterilerinden tahsilat makbuzu-ödeme belgesi düzenlemeden aldığı satış bedellerini şirkete teslim etmeyerek veya kendisine satış için teslim edilmiş malların bir kısmını şirket müşterilerine satmış gibi faturalar düzenleyerek mal edinmekten ibaret eyleminin "nitelikli güveni kötüye kullanma" suçunu oluşturduğunu takdir eden mahkemenin kabul ve uygulamasında aşağıdaki bozma nedenleri dışında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine incelenen dosya kapsamına göre katılan vekilinin bir sebebe dayanmayan, sanık müdafiinin ise suçun unsurlarının oluşmadığına, eksik soruşturma ve inceleme yapıldığına, delil takdirinde hata olduğuna yönelen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Sanığın, "bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye (şirkete) karşı aynı suçu birden fazla işlediği" dosya kapsamından anlaşıldığı halde TCK.nın 43.maddesinin tatbik edilmemesi nedeniyle eksik ceza tayini,
2-Temel hapis cezası alt sınırdan takdir ve tayin olunduğu halde, aynı gerekçeye dayanılarak, adli para cezasının belirlenmesine esas temel tam gün sayısının asgari haddin üzerinde tayini suretiyle çelişkiye neden olunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04.04.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.