YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/21981
KARAR NO : 2013/6087
KARAR TARİHİ : 03.04.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
…
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Ruhsal bozukluğu bulunan ve … arayan katılanın, … istemek amacı ile … il başkanı ile görüşmek üzere Ak Parti binasına gittiği, il başkanının orada olmaması nedeniyle binadan ayrıldığı sırada, daha önceden kendisini Ak Parti gençlik kolları başkanı olarak tanıtan sanık ile karşılaştığı, konuşma sırasında katılanın, işe girmek için başkanla görüşmeye geldiğini belirtmesi üzerine sanığın, kendisini hastanede depo bekçisi olarak işe sokabileceğini, ancak bu … için masrafların olacağını söyleyerek katılandan 1.000 TL para istediği, katılan ile sanığın iki gün sonra buluşmak üzere parti binasından ayrıldıkları, iki gün sonra
buluştuklarında katılanın parayı getirdiğini söylemesi üzerine, birlikte parti binasının dışına çıktıkları ve katılanın burada sanığa 500 TL verdiği, bu görüşmeden iki gün sonra tekrar parti binasında buluştukları ve katılanın sanığa 500 TL daha verdiği, üç gün sonraki buluşmalarında ise sanığın, sigortaya yapacağı masraf karşılığında katılandan 100 TL daha istemesinden sonra, katılanın bu işten vazgeçtiğini söyleyerek önceden vermiş olduğu parayı geri istemesi üzerine, sanığın parayı vermeyerek, katılanı kamu sektöründe işe sokacağını vaad ettiği, bu konuşmadan sonraki görüşmelerinde, sanığın katılana kamu sektörüne ruhsal özürlülerin alınmadığını, bu nedenle ruhsal özürlü raporunun bedensel özürlü raporuna çevrilmesi gerektiğini, bunun için de 1.200 TL gerektiğini söyleyerek katılandan 200 TL aldığı, bu olaydan yaklaşık bir ay sonra katılanı, köyde ikamet ettiği evden arayan şahsın, sağlık müdürlüğünde 6 özürlü kişinin işe alınacağını, bunlardan birinin de kendisi olduğunu, ancak bunun için sağlık müdürlüğüne 400 TL yatırması gerektiğini söylediği, bu telefondan sonra sanığın katılanı arayarak il merkezinde buluşmak istediği ve katılandan 400 TL’yi daha aldığı, katılanın kardeşlerinin sanık hakkında yaptıkları araştırma sonucunda, sanığın partide daha önce çaycılık yaptığını, partinin adını kullanarak başkalarını da dolandırdığı için partiden atıldığını öğrendikleri şeklinde gerçekleşen olayda; sanığın, eylemini gerçekleştirirken siyasi partinin maddi bir varlığını kullanmadığı, katılana, Ak Parti gençlik kolları başkanı olduğunu söylemesi nedeniyle, eyleminin siyasi partilerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu kapsamında kabul edilemeyeceği, diğer yandan, katılanın ruhsal bozukluğu bulunduğunu beyan etmesi, dosya içerisinde bulunan ve Ordu Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen sağlık kurulu raporuna göre de, katılanın kronik psikoz hastalığının olduğu, özür durumuna göre çalışma gücü kaybı oranının %60 olduğunun belirtilmesi karşısında, sanığın eyleminin, 5237 sayılı TCK’nın 158/1-c maddesinde düzenlenen kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmadığının tespiti bakımından, katılanın algılama yeteneğinin zayıf olup olmadığına dair, Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastahanesi sağlık kurulundan ya da Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alınarak, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Sanığın, adli sicil kaydına konu olan ve tekerrüre esas alınan Giresun 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 01/11/2006 tarih ve 2006/255 esas, 2006/303 karar sayılı ilamı ile tayin olunan 1.800 TL adli para cezası ile Giresun 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 06.04.2007 tarih ve 2007/39 esas, 2007/192 karar sayılı ilamı ile tayin olunan 240 TL adli para cezasının miktarları itibariyle 1412 sayılı CMUK’un 305. maddesi gereğince kesin nitelikte olduğu ve aynı kanunun 305/son maddesi gereğince tekerrüre esas olamayacağı gözetilmeden, sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, Cumhuriyet Savcısı ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 03.04.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.