Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/22017 E. 2013/5568 K. 27.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/22017
KARAR NO : 2013/5568
KARAR TARİHİ : 27.03.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; mülteci olarak sığınma başvurusu ile Türkiye’de bulunan ve temyiz incelemesi dışında olan …’nun, Kadıköy’de internet kafesi olan sanık …’in iş yerinde tanıştığı … isimli bir şahıs aracılığıyla … ve … ile irtibat kurduğu ve suç tarihinden yaklaşık iki ay kadar önce Kaya Otelinde buluştukları, …’nun yanında sanık …’in de bulunduğu, …’nun burada şikayetçiler … ve …’ne siyah dolar olarak tabir edilen kağıtları bazı sıvı ve tozlar kullanarak gerçek dolara dönüştürdüğünü anlattığı, daha sonra hep birlikte Vatan caddesinde bulunan bir eve gittikleri ve burada …’nun siyah bir kağıt üzerine, bahsettiği sıvı ve tozu dökerek kağıdı 100 dolara çevirmek suretiyle Adem ve Fatih’i ikna ettiği, kullanmış olduğu bu sıvı ve tozlar karşılığında şikayetçilerden 85.000 Euro istediği, fiyatın çok bulunması nedeniyle o tarihte anlaşamadıkları, daha sonra … ve …’in … aracılığı ile … ve … ile görüşmeleri neticesinde fiyatın 10.000 dolar üzerinde anlaşmaya vardıkları, … ve sanık …’nin … pastanesinde şikayetçilerle buluştukları, şikayetçilerin 10.000 dolar karşılığı olan paraları sanık …’nin önünde bulunan ve …’ya ait çantaya koydukları, sanığın da bu çantayı …’nun önüne itelediği ve buradan ayrıldıkları,…’nun parayı aldığı halde şikayetçilere bahse konu toz ve sıvıyı teslim etmediği iddiası üzerine yapılan yargılama sonucunda; şikayetçiler … ve …’in ifadelerinde; …’nun siyah kağıda toz ve sıvı dökerek 100 dolara çevirmesi sırasında sanık …’nin de yanlarında olduğunu, buluştukları … pastanesinde anlaştıkları 10.000 dolar karşılığı olan paraları sanık …’nin önünde bulunan ve …’ya ait çantaya koyduklarını, sanığın da bu çantayı …’nun önüne itelediğini ve buradan birlikte ayrıldıklarını, toz ve sıvının teslim edilmemesi üzerine … ile konuşmak için kendilerine ait otele gittiklerinde, cep telefonundan sanık …’i arayarak parayı istediklerinde, sanığın iş yerindeki bilgisayarları teminat olarak gösterebileceğini ya da senet verebileceğini söylediğini beyan etmeleri, sanık …’nin de savunmalarında şikayetçilerin bu doğrultudaki beyanlarını tevilli yoldan ikrar etmesi karşısında; sanığın, …’nun eylemlerine başından beri iştirak ederek dolandırıcılık suçunu işlediği halde, mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraatına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 27.03.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.