YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/22024
KARAR NO : 2013/6085
KARAR TARİHİ : 03.04.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
…
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
İddianamedeki izah ve nitelendirmede, karşılıksız çek keşide etme suçunun kanuni tanımında yer alan unsurların gösterilmiş olması karşısında, sanığa 5271 sayılı CMK’ nın 226. maddesi gereğince ek savunma hakkı verilmek suretiyle karşılıksız çek keşide etmek suçundan mahkumiyet hükmü kurulabileceği anlaşıldığından, tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmeyerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, ticari bir ilişkiye dayanan borcu nedeniyle, keşide yeri İstanbul, keşide tarihi 30.10.2006 olan 75.000 TL bedelli çeki tanzim ederek … isimli şahsa verdiği, bu şahsın da çeki ciro etmesi sonucu en son hamil olan katılan şirket tarafından çekin bankaya
ibrazında, sanığın elinden rızası hilafına çıktığından bahisle çekin ödenmemesi hususunda talimat verdiğinin anlaşıldığı, ibraz tarihinde çek hesabının çek bedelini karşılamaya müsait olmadığının belirtildiği, sanığın bu şekilde çekin arkasına karşılığının bulunmadığı yönünde şerh verilmesini önlemek ve karşılıksız çek keşide etmek suçunun unsurlarını ortadan kaldırmak amacı ile bankayı aracı kılmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediği iddiasıyla yapılan yargılama sonucunda; sanığın, katılan şirket ile doğrudan doğruya bir ticari borç münasebetinin bulunmadığı, dolayısıyla katılan şirkete yönelik hileli bir hareketinin de olmadığı, bu nedenle dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmadığı, dosya kapsamına göre sanığın eyleminin suç tarihinde yürürlükte bulunan 3167 Sayılı Yasanın 16/1. maddesine aykırılık teşkil ettiği ve31.01.2012 tarih ve 28193 (mükerrer) Sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak 03.02.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6273 Sayılı Çek Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 6. maddesinde düzenlenen geçici 3. maddesinin 7. fıkrası (a) ve (b) bentleri gereğince, bu kanuna göre işlem yapılması lüzumu,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 03.04.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.