YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/22107
KARAR NO : 2013/5331
KARAR TARİHİ : 25.03.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Sakarya Barosunda kayıtlı avukat olarak görev yapmakta olan sanığın, suç tarihinden önce bir icra takibi yapılması talebiyle kendisine gelen katılanın alacaklısı olduğu toplam 28.000 TL bedelli yedi adet bonoyu … adlı bir şahsa ciro ettirilmesini sağlayarak Sakarya İcra Müdürlüğü’nün 2007/1128 esas sayılı takip dosyası ile icraya koyduğu, takip sonucunda borçlusundan toplam 33.875 TL tahsilat yaptığı halde bu paranın sadece 16.000 TL’sini asıl alacaklı katılana verdiği, bakiyesini uhdesinde tuttuğu, bu şekilde hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda,
Sanığın, katılana ait başka icra takip dosyaları ve davaları takip ettiğini belirtmesi karşısında; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması yönünden taraflar arasında görülmekte olan icra takip ve dava dosyalarının getirtilip incelenmesi, ayrıntılı özetlerinin tutanağa geçirilmesi, bu davayı ilgilendiren bilgi ve belgelerin onaylı örneklerinin alınması, sanığın katılan adına takip ettiği dosyadan dolayı ne kadar alacağı olduğunun
tartışmaya yer bırakmayacak surette tespiti, katılanın 16.000 TL kendisine para verildiğini belirtmesi, geri kalan 12.000 TL için, sanık tarafından verilen teminatın icraya konulması, sanık tarafından ödemelere ilişkin yazılı bir delil de sunulmamış olması nedeniyle, taraflar arasındaki bütün davalardaki vekalet ücretleri ile karşılaştırma yapılarak, sonuç olarak sanığa ödenmesi gereken vekalet ücretinin kesin olarak belirlenmesi, buna göre, sanığın hak ettiği ücretten daha fazla tahsilat yapıp yapmadığı veya tarafların birbirlerine ne kadar borçları bulunduğunun belirlenmesinden sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeyerek eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 25/03/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.