YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/22203
KARAR NO : 2013/5974
KARAR TARİHİ : 02.04.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu Kurum ve Kuruluşları Zararına Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık …’in … Vergi Dairesinde Gelir vergisi mükellefi olarak kayıtlı olduğu ve Maliye ve Vergi Mevzuatına ait kitap pazarlama işi ile uğraştığı, sanığın yaptığı bu iş nedeniyle ele geçirdiği … Belediye Başkanlığının telefon numarasını 08.03.2007 tarihinde arayarak hesap işleri müdürü … …’e kendisini … görevlisi olarak tanıtıp üye oldukları derneğe katkı yapmak amacıyla sattıkları kitaplardan almasını istediğini ve aynı gün beraat eden ve kararı temyiz etmeyen sanık … …’in piyasa değeri 50 TL olan iki cilt kitabı 575 TL bedelle … Belediyesine satarak karşılığında çek aldığı, yine sanık …’in 21.05.2007 tarihinde tekrar … Belediyesini arayarak kendisini … Müfettişi … olarak tanıtıp kitap satacağını söylediği ve 23.5.2007 tarihinde bu amaçla … …’i belediyeye gönderdiği, dolandırıldığını anlayan hesap işleri sorumlusu … …’in olayı jandarmaya bildirmesi üzerine sanık … …’in yakalandığı olayda; Sanık …’in kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık suçunu işlediğine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-5237 sayılı TCK’nın 61/8.maddesindeki “adli para cezası hesaplanırken bu madde hükmüne göre cezanın belirlenmesi ve bireyselleşmesine yönelik arttırma ve indirimler, gün üzerinden yapılır. Adli para cezası belirlenen sonuç gün ile kişinin bir gün karşılığı ödeyebileceği miktarın çarpılması suretiyle bulunur.” düzenlemesi karşısında 5237 sayılı TCK’nın 158/1-e maddesi gereğince tespit olunacak adli para cezasının, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52. maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde belirlenmesi yerine doğrudan zararın iki katı esas alınarak uygulama yapılması,
2-5237 sayılı TCK’nın 43/1.maddesi gereğince belirlenen hapis cezasında arttırım yapılması karşısında para cezasında arttırım yapılmaması,
3-Sanık müdafiinin 15.02.2008 tarihli oturumda lehe olan hükümlerin uygulanmasını talep ediyoruz demesi karşısında, 5237 sayılı TCK 62.maddesinde düzenlenen takdiri indirim nedenlerinin tartışılmaması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’nun 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, Aynı Yasanın 326.maddesi uyarınca ceza miktarı yönünden kazanılmış hakkın saklı tutulması 02.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.