Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/22221 E. 2013/6822 K. 15.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/22221
KARAR NO : 2013/6822
KARAR TARİHİ : 15.04.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu Kurumunun Aracı Kılınması Suretiyle Dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Sanığın, Bartın Cumhuriyet Başsavcılığı’nda hizmetli olarak görevli olduğu, katılanın ise şoför olup zaman zaman aracı ile keşiflere ve yapılan otopsi işlemlerinde ceset nakli için İstanbul ve Ankara’ya görevli olarak gittiği, katılan ile sanığın yaptıkları bu iş nedeniyle tanışıklıklarının bulunduğu, katılanın, sanığın 2007 yılının Mart ayının başında elinde dosya ve çiçek olduğu halde kendisinin bulunduğu kahvenin önüne gelerek İstanbul’a evrak götürmeye gideceğini ve kendisiyle gitmeyi teklif ettiğini, sanığın taksinin yeterli olacağını belirtmesi üzerine eniştesi …’a ait … marka araçla yanına …’i de alarak İstanbul’a gittiklerini, ertesi gün sanığı da alarak Bartın’a geri döndüklerini, mahkeme ve savcılık tarafından yaptığı diğer işlerin
ücretlerini aldığı halde bu dosyanın ücretini alamadığını, sanığa bu durumu sorduğunda kendisini sürekli oyaladığını belirterek sanıktan şikayetçi olduğu, sanığın, atılı suçlamayı kabul etmediğini, olay tarihinde işyerinden iki gün izin aldığını, Perşembe günü İstanbul’a gitmek üzere evden çıktığını, metro otobüs firmasına ait servisi beklerken katılanla karşılaştıklarını, katılanın da, İstanbul’a gideceğini, kendisine yol arkadaşlığı yapmasını istediğini belirtmesi üzerine beraber İstanbul’a gittiklerini, ertesi gün de beraber döndüklerini, bu olaydan bir süre sonra katılanın adliyeden iş çıkmaması nedeniyle sitemde bulunduğunu, katılanın yanına elinde dosyayla giderek adliye işi olduğunu, İstanbul’a gitmesi gerektiğini söylemediğini, atılı suçlamayı kabul etmediğini belirttiği, böylece sanığın kamu kurumunun aracı kılınması suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, katılanın iddiası dışında, sanığın, adliye işi için İstanbul’a gitmesi gerektiğini söylediğine dair delil bulunmadığı, katılan tarafından her zaman yapıldığı gibi, yapılan işten sonra gider pusulası ya da başka bir belgenin ilgili kuruma ibraz edilmediği, taraflarla birlikte İstanbul’a giden tanık tarafından olayın doğrulanmadığı, İstanbul’a giden katılanın, burada herhangi bir resmi iş yapmadan döndüğünü, sadece sanığı bir yere bıraktığını kabul ettiği, 2007 yılı Mart ayında gerçekleştiği iddia edilen işlemle ilgili, sanığın aynı yılın Kasım ayına kadar beklemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, sanığın bugüne kadar adliyeden para talebinde bulunmadığı dikkate alınarak, yeterli delil bulunmadığı gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; katılan vekilinin görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 15/04/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.