YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/22260
KARAR NO : 2013/5836
KARAR TARİHİ : 01.04.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu Kurumu Zararına Dolandırıcılık
…
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Diyarbakır Bismil İlçesinde, pamuk destekleme primi almak için yapılan başvurularda yoğun yolsuzluklar yapıldığı ihbarı üzerine pamuk üreticilerinin, 2006 yılında pamuk ektikleri yerlerin tespitine yönelik Landsat uydu görüntülerinin incelendiği, üreticilerin beyanlarındaki bilgileri içeren Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) kayıtlarındaki parsellerin uydu fotoğrafları vasıtasıyla kontrol edildiği, üreticilerin beyan ettikleri bir kısım yerlere pamuk ekmediklerinin belirlendiği, kadastro görevlileri tarafından GPRS ile ölçüm yapıldığı, ÇKS ve PKS (prim kayıt sistemi) kayıtları ile Kadastro ve Tarım İl Müdürlüğü temsilcilerince mahallinde düzenlenen tespit tutanakların müştereken değerlendirilmesi neticesinde; sanığın toplam 31.521 metrekarelik alanda pamuk
üretimi yaptığını beyan etmesine rağmen hiç pamuk ekmediğinin tespit edildiği, bu şekilde 2.743.04 TL haksız destekleme primi almak suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda,
Sanık hakkında TCK’nın 158/1-e, 35. maddelerinden dava açılmış olup, ayrıca ek savunma hakkı verilmeden aynı yasanın 158/1-e maddesine göre karar verilmiş ise de, Cumhuriyet savcısının verdiği mütalaya karşı, sanığın savunma yapmış olması karşısında, bu husus, sonuca etkisinin bulunmaması nedeniyle bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanığın adli sicil kaydına göre tekerrüre esas olabilecek ilam bulunması karşısında ilamın kesinleşme ve infaz tarihlerini içerir şekilde onaylı suretinin dosya arasına getirtilip incelenerek tekerrüre esas olup olmadığının tartışılmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
1-Sanığın, aşamalarda değişmeyen ifadesinde, belirtilen taşınmaza, 2006 yılında ekim yaptığını ve 10.000 kg pamuk elde ettiğini, pamuğu da fabrikaya sattığını belirtmesi, bu satışa ilişkin de makbuz ibraz etmesi karşısında, öncelikle ilgili müstahsil makbuzunun aslının temin edilerek dosyaya konulması, gerçek olup olmadığının araştırılması, sanığın başka yerlerde taşınmazları bulunup bulunmadığı, bu taşınmazlara pamuk ekimi yapıp yapmadığı, müstahsil makbuzunda belirtilen pamuğun nerede üretildiği, bu pamuğun başka bir kişiden satın alınıp ilgili fabrikaya teslim edilmesinin mümkün olup olmadığı hususlarının araştırılması, sanığın 2006 yılında pamuk ekimi yapıp yapmadığına dair denetime elverişli Landsat uydu görüntülerine göre hazırlanmış bilirkişi raporunun dosyaya konulması, ilgili fabrikadaki teslime dair tutanak ve belgelerin onaylı birer suretlerinin dosyaya konulmasından sonra, maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması bakımından, refakate ziraat ve fen bilirkişisi ile pamuk ekim işinden anlayan uzman kişilerin de alınarak mahallinde keşif icra edilmesi, sanığın belirtilen dönemde ekim yapıp yapmadığının kendisinin yer göstermesiyle tespit edilmesi, mahalli bilirkişilerin de dinlenerek, o dönemde gerçekte bir ekim olup olmadığının kesin olarak belirlenmesi, sonucunda alınacak rapora göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-Kabule göre de; 5237 Sayılı TCK’nın 158/1, e, son maddesi gereğince, somut olayda haksız menfaat miktarının 2.743.00 TL, haksız menfaatin iki katının 5.486.00 TL olduğu dikkate alınarak temel cezanın bu miktardan az olmayacak şekilde belirlenip karar verilmesi gerektiği gözetilmeden ve hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde, adli para cezası belirlenirken 5237 sayılı TCK’nın 158/1-e, son maddesi gereğince sanığın 274 gün adli para cezasıyla cezalandırılmasına, aynı yasanın 62. maddesi gereğince 1/6 oranında indirilerek 228 gün adli para cezasıyla cezalandırılmasına, aynı yasanın 52. maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL den hesap edilmek suretiyle netice olarak 4.560.00 TL adli para cezasıyla
cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek ve netice olarak 4.600.00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilerek sanığa fazla ceza tayini,
3-Sanık hakkında dolandırıcılığa teşebbüs suçundan ceza verildiği belirtilmesine rağmen, tamamlanmış nitelikli dolandırıcılık suçundan hüküm kurularak, hükümde karışıklığa yol açılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 01/04/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.