Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/22262 E. 2013/5845 K. 01.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/22262
KARAR NO : 2013/5845
KARAR TARİHİ : 01.04.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Bankanın Aracı Kılınması Suretiyle Dolandırıcılık(Değişen suç vasfına göre güveni kötüye kullanma)

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılanın 425.00 TL nakit parayı … şubesi önündeki bankamatiğe kartsız olarak yatırarak başka bir hesaba havale etmek istediği, fakat yapılacak teknik işlemleri bilmediğinden o sırada bankamatik yanında bulunan sanıktan yardım istediği, sanığın, önce parayı kendi hesabına, ordan da belirtilen hesaba aktarabileceğini söylediği, parayı kendi hesabına aktardıktan sonra, söylenen hesaba aktaramadığını belirttiği, bunun üzerine katılanın, banka görevlisinden yardım istediği, banka görevlisinin, bankanın merkezinin aranmasını gerektiğini söylediği, sanığın, bankanın merkezini arıyormuş gibi yaptıktan sonra katılana, paranın hesaba aktarıldığını söylediği, katılanın, daha sonra yaptığı araştırmada, paranın ilgili hesaba gönderilmediğini öğrendiği, yapılan araştırmada bankamatikteki kamera kayıtlarından sanıkla katılanın birlikte işlem yaptıklarının tespit edildiği, katılanın vermiş olduğu 425.00 TL’nin sanığın bankadaki hesabına
yattığı ve sanığın gece geç vakitlerde gelerek yatan parayı hesaptan çektiğinin belirlendiği, bu şekilde sanığın nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, eylemin, güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı yasanın 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’un 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hükümde yer alan “5237 sayılı TCK’nın 155/1, 62, 52/2 maddeleri gereğince sonuç olarak verilen 17 gün adli para cezası karşılığı aynı yasanın 52. maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL ‘den olmak üzere 340 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” ifadelerinin yerine “5237 sayılı TCK’nın 155/1 maddesi gereğince 5 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı yasanın 62. maddesi gereğince cezasından 1/6 oranında indirim yapılarak sanığın 4 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı yasanın 52/2 maddeleri gereğince verilen 4 gün adli para cezası karşılığı aynı yasanın 52. maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL’den olmak üzere sonuç olarak 80.00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına”, yazılmak suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 01/04/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.